MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamı sonrası mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili şirketin devremülk sistemi ile çalışan turistik tesis sahibi ve davalının elektrik abonesi olduğunu, tesis bir dönem işletildikten sonra işletilmesinin 2 yıl süresince devremülk sahiplerinden oluşan kooperatife devredildiğini, bu dönemde... ile kooperatif arasında kaçak elektrik kullanımı nedeniyle ihtilaflar çıktığının öğrenildiğini, müvekkili şirket yetkililerinin imzasının olmadığı 2.8.2000 tarihli tutanak ile müvekkili yönünden 44.503.250.000 TL ceza tahakkuk ettirildiğini, ayrıca iki adet başkaca kaçak elektrik cezalarının da mevcut olduğunu, tutulan tutanaklardan müvekkilinin haberdar olmadığını, kooperatifin yapmış olduğu işlemlerden cezalandırılmanın hukuka aykırı olduğunu belirterek toplam 47.463.000.000.TL cezadan dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya 2.274.438.247.TL borçlu olduğunun tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiş; Yargıtay... Hukuk Dairesinin 2006/1073 Esas 2006/6053 Karar Sayılı İlamıyla "...Davalı hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz ederek karşı çıkmıştır.Anılan raporda ... Tarifeleri Yönetmeliğinin 41.maddesi esas alınarak ihtilafsız dönemlerdeki tüketimlere göre o tarihteki birim fiyatlar esas alınarak hesaplama yapılmış, aynı tarifenin kaçak elektrik kullanımında yapılacak tahakkuka ilişkin 43.madde gözardı edilmiştir.
Bu durumda anılan madde hükmü de gözetilerek konusunda uzman bilirkişi kurulundan yeni bir rapor alınarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; bozma sonrası alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma sonrası hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda; ihtilafsız dönemlerdeki tüketim yönünden ...Tarifeler Yönetmeliği'nin 41. maddesine göre yeniden hesaplama yapılmıştır. Oysa bozma ilamı aynı yönetmeliğin 43. Maddesinin uygulanmasına ilişkin olup; bozma içeriğine aykırı olarak 41. madde yönünden yeniden hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme dayanak yapılamaz .
Zira, mahkemece, Yargıtay bozma kararına uyulmakla, artık bozma gereğinin yerine getirilmesi gerekir.
04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere; bozma kararına mahkemece uyulmuş olması taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak meydana getirir. Bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Çünkü, müktesep hakkın tanınması kamu düzeni düşüncesiyle kabul edilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.).
Hal böyle olunca uzman bilirkişi yada bilirkişi kurulundan...Tarifeler Yönetmeliği'nin 43. Maddesi uyarınca yeniden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, usuli kazanılmış hak kuralı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy