Davacı ... ile davalı ... aralarındaki nafaka davasına dair 8.Aile Mahkemesinden verilen 25.09.2014 günlü ve 2013/777 E.-2014/644 K.sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 22.06.2015 günlü ve 2015/2331 E.-2015/11491 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dairemizin 22.06.2015 gün ve 2015/2331 E, 2015/11491 K sayılı onama ilamının davacı vekiline 21.7.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bu karara karşı davacı vekili tarafından 4.09.2015 tarihinde karar düzeltme talebinde bulunmuş, mahkemece 21.09.2015 günlü ve 2013/777 Esas, 2014/644 Karar sayılı ek karar ile süresinde yapılmayan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine dair bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar düzeltme, Yargıtay’ın temyiz incelemesi sırasında vermiş olduğu bazı kararlarına karşı tanınmış olan (kendine özgü) bir kanun yoludur. Kanun yolu denince, kural olarak bir kararın üst mahkeme tarafından incelenmesi anlaşılır; (Temyiz yolunda olduğu gibi) Oysa, karar düzeltme yolunda, karar düzeltme talebi bu kararı vermiş olan Yargıtay dairesinde (veya aleyhine karar düzeltme yoluna başvurulan karar HGK kararı ise HGK’da) incelenip karara bağlanır. Bu nedenle karar düzeltme yolu, (temyiz yolunun devamı niteliğinde) kendine özgü bir kanun yoludur (Prof. Dr. Baki Kuru HUMK Cilt 4 Sf 3455, 3456).
Buna göre; karar düzeltme dilekçesinin süresinde verilip verilmediğini inceleme görevi mahalli mahkemeye değil Yargıtay’ın ilgili dairesine ait bulunmaktadır.
Bu itibarla, 8.Aile Mahkemesinin 21.09.2015 günlü ve 2013/777 Esas, 2014/644 Karar sayılı ek kararına karşı yöneltilen temyiz sebepleri yerinde görülmekle bu kararın kaldırılmasına karar verilerek işin esası incelendi.
Tebliğ, kural olarak muhatabın kendisine yapılır. Muhatabın belirli bir yerde meslek ve sanatını devamlı icra eden bir kimse olması halinde, tebliğin muhatabın aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılabilmesi için, muhatap tebliğin yapılacağı sırada orada olmamalıdır. Tebligat Kanununun 17.maddesi uyarınca önce muhatabın aranılması, onun bulunamaması halinde ancak o zaman aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birisine tebligatın yapılması gerekir. Muhatap varken daimi memur veya işçisine tebligat yapılamaz.
Somut olayda; Dairemizin onama ilamı davacı vekilinin daimi işçisine tebliğ edilmiş ise de; davacı vekilinin o sırada orada bulunmama nedeni tebligat parçasına yazılmamıştır. Dolayısıyla, davacı vekilinin işçisine yapılan tebligat anılan maddeye uygun bulunmadığından usulsüzdür.
Bu itibarla düzeltme isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü:
Düzeltilmesi istenilen Yargıtay ilamında benimsenen mahkeme kararındaki gerekçelere göre düzeltme dileğinde ileri sürülen sebepler HUMK’ nun 440. maddesindeki yazılı hallerden hiç birisine uymadığından vaki düzeltme isteğinin REDDİNE ve 261.00 TL para cezası ile 33.10 TL bakiye karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydettirilmesine, 21.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy