MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davacının ikamet adresinde davacının ölen eşinden kalan iki katlı evin bulunduğunu, üst katta davacının, alt katta ise kiracısının oturduğunu, her iki evin su aboneliklerinin ayrı olduğunu, ancak davacı hakkında alt katın kullandığı 73532 nolu abonelikten dolayı 11.572,00 TL bedelli kaçak fatura tahakkuk ettirildiğini, güncel borcun ise 11.744,00 TL olduğunu, kaçak tutanağı tespit tarihinin 12.11.2012 olduğunu, öncelikle kaçağın hangi tarihten itibaren sürdüğünün tespitinin gerektiğini, bu işlem yapılmadığı halde kaçak faturasının yüksek geldiğini, yine tespit edilen harici musluğun davacı ile olan alakasının da belirtilmediğini, bu haliyle haksız eylemin davacı ile olan illiyet bağının kurulamadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere haksız kaçak işleminin iptali ile kullanım durumu söz konusu ise gerçek borç miktarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisinin kullandığını beyan ettiği 172606 nolu su aboneliği ve kiracısının kullandığını beyan ettiği abonelik dışında 181659 nolu su aboneliğinin de söz konusu aynı binada bulunduğunu, kaçak tespit tutanağında davacının mülkiyetinde olan üç katlı ve üç adet su aboneliği bulunan evin bahçesinde, duvarın arkasında bir adet musluğun bulunduğu, bu musluğun bu binada bulunan 3 adet aboneliğe de bağlı olmadığı, sayaç harici ayrı tesisattan su bağlamak suretiyle bu musluğa bağlantı yapıldığı, evin 150 -200 m2 kadar bahçesi ve ağaçları bulunduğu, tespit sırasında bir kişinin bu sayaç harici musluktan su kullanarak merdivenleri yıkadığı ve sayacın alındığının belirtildiğini, davacının mülkiyet sahibi olup, bu nedenle sayaç harici muslukla ilgisinin bulunduğunu, endeks dökümleri incelendiğinde ise aşırı bir endeks düşmesinin olduğunu, 22/08/2007 tarihinden itibaren kaçak su kullanıldığının anlaşılması üzerine bu tarihten itibaren 1909 günlük kaçak cezası tahakkuk ettirildiğini, mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
./..
-2-
Mahkemece; davanın kabulü ile, davacının davalı kuruma 12.11.2012 tarih ve 064412 seri nolu tutanağa dayalı olarak düzenlenen 30.04.2013 tarihli fatura nedeni ile 7.714,61 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kaçak su kullanımından kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut olaya gelince; davaya konu olayın davacı abonenin meskeninde bulunan sayaca harici tesisat bağlamak suretiyle kaçak su kullandığı iddiasına dayalı olması karşısında ;taraflar arasında, 4077 sayılı yasanın değişik 11/A maddesi kapsamında sözleşme ilişkisi (mesken abonesi) bulunduğu anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. 4077 sayılı Kanunun 2. ve 3.maddeleri gereği somut olaya 4077 sayılı Kanunun uygulanması gerekmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; re'sen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin olan görev konusu üzerinde durularak, 4077 sayılı Kanunun 23.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu işin esası incelenerek, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...