MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesi ile; davalıların murisinden 16/12/1996 tarihli sözleşme ile 3.000.000.- TL bedel karşılığında arsa aldığını, bedelin ödendiğini, devrin yapılmadığını, satış bedelinin bugün ulaştığı alım gücüne göre iadesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8.000.00 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı duruşmadaki beyanında da taşınmazın kendisine teslim edilmediğini belirtmiştir .
Davalı ... cevap dilekçesinde; satış sözleşmesinin tebliğinin gerektiğini, davalı ... cevap dilekçesinde; hakkına düşeni davacıya verdiğini, davalı ... cevap dilekçesinde; hakkından feragat ettiğini, davalı ... sunduğu sonraki dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, murisin borçlanma ehliyeti bulunmadığından esastan da reddinin gerektiğini belirtmiştir. Davalılar, duruşmada ise, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir .
Mahkemece; bütün alacakların 10 yıllık genel zaman aşımına tabi olduğu, taşınmazın davacıya teslim edilmemesi nedeniyle zaman aşımının kesilmediği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Aralarında teselsül bulunsa bile davalılardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı definden diğer davalılar yararlanamaz. Zamanaşımı defi davalılar için ortak savunma değildir. Onun için bir davalının bu yoldaki savunması ötekilerin bundan yararlandırılmasını gerektirmez. Somut olayda, zamanaşımı savunması bulunmayan davalılar hakkındaki davanın dahi zaman aşımı sebebi ile reddedilmesi isabetli bulunmamıştır.
Ayrıca, davaya konu taşınmaz harici satışın yapıldığı tarihte tapuya kayıtlı bir yerdir. Tapulu taşınmazların satış ve devirleri TMK.nun 706, Borçlar Kanununun 213, Tapu Kanununun 26, Noterlik Kanununun 60/3 ve 89.maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmazlar. Yapılan bu tür satışlar mutlak butlanla batıl (yok hükmünde) sayılmaktadır. Davacının tapulu taşınmazı haricen satın aldığı anlaşılmıştır.
07.06.1939 tarih 1936/31 Esas ve 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında; “Taşınmazın haricen satışına ve satışı vaadine ilişkin muameleler kanunen geçerli bulunmamış ise de, satıcının bu işte görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi takdirde almış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise; bu gibi uyuşmazlıklar, Borçlar Kanununun 125.maddesine göre on yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı, ferağdan dönme ve vazgeçme tarihidir” denilmektedir. Şu halde, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecburdur. Bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini bekler. Ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği takdirde, verdiği parayı isteme hakkı doğar. İşte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olmaktadır.
Mahkemenin davanın zamanaşımı nedeni ile reddine ilişkin gerekçesi anılan iki nedenle isabetli bulunmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; davalı ...'in zamanaşımı defiyle ilgili talebinin reddi ile, işin esasına girilip; tarafların delilleri toplandıktan sonra, oluşacak sonuç dairesinde bir hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy