MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kişisel eşyanın iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 18.10.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı vekili Av. Adem Gedik geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; Tarafların 29.09.2010 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma aşamasında imzalanan protokolde ziynet eşyalarının iadesine yönelik herhangi bir düzenleme yapılmadığını, düğünde takılan ziynetlerden sadece 8 adet burma bilezik, 1 adet altın set , 1 adet künye ve 1 adet yüzüğün müvekkilinde kaldığını, diğer ziynetlerin ise davalı tarafından düğün giderleri için kullanılacağının ve sonrasında iade edileceğinin bildirildiğini, müvekkilinde kalan bileziklerden 5 adedinin ise davalı tarafından babasının borcu için alındığını, ancak ziynet eşyalarının müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek; ziynet eşyalarının ve takılan paranın (2.100 TL) aynen iadesini, mümkün olmadığı takdirde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, 43.370 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; boşanma protokolünde belirtilen diğer tüm eşyalar ibaresinin ziynet eşyalarını da kapsadığını, ayrıca bir kısım ziynet eşyalarının (17.250 TL lik bölümünün) bozdurulması suretiyle davacıya araç alındığını, diğer ziynet eşyalarının ise davacı tarafından götürüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın reddine dair verilen hüküm, davacı taraf temyiz edilmiş ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 15.04.2013 günlü ve 2012/14679 E. 2013/6826 K. sayılı ilamı ile;
(..Taraflarca imzalanan 29.9.2010 tarihli protokolün 5. maddesi “ev eşyaları” başlıklı olup ziynetleri içerdiği kabul edilemez. Tarafların delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir...)
Gerekçesiyle bozulmuştur.
./..
-2-
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi raporunda nitelik ve değerleri belirlenen ziynet eşyası ile nakit paranın düğünde davacıya takıldığı, davacıya bağışlanmış olan ziynet eşyaları ile paranın düğün sonrası davalının ailesinde kaldığı, bir kısmının bozdurularak araç alındığı, aracın kaza yapması üzerine satıldığı, aracın alınmasında kullanılan ziynetlerin davalıya iade edilmemek üzere verildiği, ayrıca düğün sonrasında ve devam eden süreçte davalının anne ve babasında kalan diğer ziynetlerin davacıya iade edildiği hususlarının davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, kişisel eşya niteliğindeki ziynet eşyaları ile paranın aynen iadesi, bunun mümkün olmaması halinde ziynet eşyalarının bedeli ile paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, ziynet eşyalarının bir bölümünün düğün sırasında, bir bölümünün ise sonrasında iade edilmek üzere davalı tarafından alındığını ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, ziynet eşyalarının bir bölümünün bozdurularak davacı adına kayıtlı aracın alındığını, diğer ziynet eşyalarının ise davacı tarafından müşterek konuttan götürüldüğünü savunmuştur.
Yargılama sırasında dinlenilen bir kısım tanıklar, ziynetlerin bir bölümünün bozdurularak araç alındığını beyan etmiştir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ancak, mahkemece; aracın davacı adına alındığı yönündeki davalı savunması üzerinde durulmamış, araçla ilgili trafik ve sigorta kayıtları getirtilmemiştir.
Bundan ayrı, geriye kalan ziynet eşyaları yönünden ise; dinlenilen davacı tanıklarından bir bölümü ziynetlerin düğünde davalının annesine teslim edildiğini, bir bölümü ise ziynetlerin davalının babası tarafından alındığını beyan etmişlerdir. Davacı tanıklarının bu beyanları; gerek kendi içerisinde, gerekse ziynetlerin düğünde ve sonrasında davalı tarafından alındığını bildirilen davacı iddiası ile de çelişmektedir.
Buna göre mahkemece; ziynet eşyalarının bir bölümü ile alındığı bildirilen araçla ilgili trafik ve sigorta kayıtlarının getirtilmesi, ayrıca hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğü gözetilerek, davacı tanıklarının beyanları hatırlatılmak suretiyle davacı tarafın beyanı alınması ve iddianın açıklığa kavuşturulması, sonrasında delillerin değerlendirilmesi ile varılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Katip: N.T