MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ... ve ... vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 27.09.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ve davalılar vekili Av. ...l geldi. Karşı taraf davacı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, 25.11.2010 tarihinde davalıların murisinden 3494 ada 6 ve 7 no’lu parselleri satın aldığını, daha sonra davalıların murisinin hukuki ehliyeti olmadığını belirleyen mahkeme kararı ile satış işleminin iptaline karar verildiğini, satış bedeli olarak ödenen 970.320 TL'den 900.936,51 TL'nin tevdi mahalli tayini kararıyla davalılar tarafından müvekkiline ödendiğini, ancak müvekkilinin taşınmazları satın alırken ödediği bedelin rayiç bedel olduğunu, aradan geçen süreçte taşınmazların rayiç bedellerinin fahiş bir şekilde arttığını ileri sürerek; müvekkili tarafından ödenen satış bedelinden, davalıların dava süresince ve öncesinde yararlandıkları miktarın iade tarihindeki rayiç bedelinin belirlenmesini ve satın alma tarihindeki bedel ile iade tarihindeki rayiç bedel farkının davalılar açısından sebepsiz zenginleşme oluşturması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, 50.000 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 15.04.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 800.944,44 TL ye yükseltmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin murisinin dava konusu gayrimenkullerin satışı esnasında ehliyetsiz olduğunu, dolayısıyla hukuken dava konusu gayrimenkullerin hiçbir zaman davacının olmadığını, davacının ancak ödediği paranın gecikme faizini isteyebileceğini, bu durumda dahi müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davaya konu satış işleminin geçersiz sayılması nedeniyle davalı tarafın sebepsiz olarak zenginleştiği, bu nedenle haksız iktisaplarının denkleştirici adalet ve hakkaniyet kuralları gözetilmek suretiyle iade edilmesi gerektiği, bu bağlamda dava konusu ödemenin güncel değerinin (ödemenin yapıldığı tarihten davalı tarafın tevdi mahalli tayini suretiyle yapmış olduğu ödeme tarihine kadar) belirlenmesi ve bu miktardan tevdi mahalli tayini suretiyle ödenen miktarın mahsup edilmesi, sonrasında ise kalan miktarın dava tarihine kadar ulaştığı güncel değerin davalı taraftan tahsilinin gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 293.697 TL alacağın 50.000 TL sinin dava tarihinden itibaren geriye kalan kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, davalılar murisinden 25.11.2010 tarihli resmi senet ile 6 ve 7 parsel numaralı taşınmazları 970.320 TL bedel ödeyerek satın aldığı, akabinde davalılar murisinin açtığı dava sonunda murisin akit tarihinde hukuki ehliyete sahip olmadığı gerekçesiyle davacı adına olan tapunun iptaline karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13.01.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalıların murisinin hukuki işlem ehliyetinin bulunmaması nedeniyle satış işlemi TMK'nun 15. maddesi uyarınca geçersizdir. Bu takdirde geçersiz sayılan işlem nedeniyle verilen satış bedelinin iadesi, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalılardan talep edilebilir. Davalıların iade yükümlülüğü, sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olmakla birlikte, iptal edilen satışı yapan davalılar murisinin hukuki ehliyeti bulunmayan bir kişi olması nedeniyle, davalıların iade sorumluluğunun kapsamı ellerinde bulunan miktarla sınırlıdır. Bir başka anlatımla, davalılar, murislerine verilen satış parasından kendilerine intikal eden bir miktar var ise bu miktardan sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sorumludurlar(Aynı yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2007/12790 E.2008/4436 K., 2008/6831 E. 13985 K ve 2012/16344 E. 26001 K, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/4532 E. 6372 K., 2014/612 E. 7368 K., 2015/10700 E. 15907 K. sayılı ilamları).
Somut olayda; davalılardan ... ve ..., ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tevdi mahalli tayin edilen bankaya, tapu iptal ve tescil davasında hükmedilen yargılama giderlerinin mahsubundan sonra kalan satış bedeli olan 900.936,51 TL'yi (eldeki davanın açıldığı 29.01.2014 tarihinden önce) 18.07.2013 tarihinde yatırmıştır. Esasen bu husus davacı tarafında kabulündedir.
Bu durumda, mahkemece; davalılardan ... ve ...'ın, eldeki davanın açılmasından önce iade ile sorumlu oldukları tutarı davacıya ödedikleri gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 27.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.