MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davalının davacıya "seninle yaşamak istemiyorum" dediğini, tarafların ayrı yaşadıklarını, davalının evin geçimine katkı yapmadığını ileri sürerek; davacı için aylık 1.000.00.- TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davacının davalının evlat edindiği çocuğu istemediğini, kavga çıkardığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı için aylık 400.00.- TL tedbir nafakası ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1982 Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36.maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27.maddesinde ise; “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
...nun 27.maddesinde düzenlenen “Hukuki dinlenilme hakkı” iddia ve savunmada bulunma hakkından daha geniş olarak ve Anayasanın 36.maddesine uygun bir düzenlemedir. Buna göre, davanın taraflarının, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır.
Madenin gerekçesinde açıklandığı üzere; bu hak, Anayasanın 36.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. İddia ve savunma hakkı olarak da bilinen bu hak, tarafların, yargılama konusunda tam bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını tam ve eşit olarak kullanabilmelerini; yargı organlarının da, bu açıklamaları dikkate alarak gereği gibi değerlendirme yapıp karar vermelerini zorunlu kılmaktadır. Hakim, tarafları dinlemeden veya açıklama ve ispat hakkını kullanmaları için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (YHGK. nun 2009/52 Esas, 2009/105 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; 28/11/2013 tarihli ara karar ile, davalı yana delillerini bildirmesi için 2 haftalık kesin süre verilmiş, bu ara kararı davalı vekiline 11/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 19/11/2013 tarihli ara kararı ile de davalı yana delillerini bildirmesi için 2 haftalık ek süre verilmiş, bu ara kararı da davalı vekiline 20/01/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili de 03/02/2014 tarihinde delil listesini sunmuş, mahkeme ise; davalı yanın delillerini süresinde bildirmediği gerekçesi ile davalı yanın delillerini toplamadan, tanıklarını dinlemeden yargılamayı sürdürmüş, dosyada bulunan delillere göre anılan kararı vermiştir.
Davalı tarafın, verilen ek süre içinde delil listesini mahkemeye sunmuş olmasına rağmen, delilleri toplanmaksızın karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğundan isabetli bulunmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davalı yanın süresinde sunmuş olduğu delil dilekçesinde yer alan delillerini yöntemine uygun şekilde topladıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy