MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davada yetkisizlik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının borca konu tüketimin gerçekleştiği dönemde abone olduğunu, abonelik devam ettiği müddetçe tüketilen elektrik bedelinden sorumlu olduğunu, hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek, icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresinin ... olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, abonelik sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığını, sözleşmedeki adresle davalının alakasının bulunmadığı, böyle bir adreste yaşamadığını ve elektrik kullanmadığını savunarak davanın reddine ve % 20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davalının adresinin ... olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elektrik tüketim bedelinden kaynaklanan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun 19/2.maddesi gereğince "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz."
HMK.nun 19/4.maddesinde ise; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir" hükmü getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; dava dilekçesinin ve tensip tutanağının davalıya bizzat 06/06/2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından iki haftalık cevap süresi geçtikten sonra 23/06/2014 tarihli dilekçeyle yetki itirazında bulunulduğu görülmektedir.
Hal böyle olunca; mahkemece; bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın davalı tarafça süresinde yetki itirazında bulunulmadığı halde, davanın esasının incelenmesi yerine doğrudan yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy