MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACI (BİR.DAVALI) : ... VEK.AV....
DAVALI (BİR.DAVACI) : ... VEK.AV....
Taraflar arasındaki menfi tespit-itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafından davacı site hakkında, yangın boru hattından bahçe içindeki su deposuna su doldurulup çim sulamada kaçak su kullanıldığı gerekçesiyle 06/10/2010 tarih ....sayılı kaçak su kullanma tutanağı düzenlendiğini ve kaçak su kullanımı bedeli olarak 69.663,13 TL tahakkuk ettirildiğini davacının kaçak su kullanımının bulunmadığı, kaçak su kullanımının olduğu kabul edilse dahi hesaplamının yanlış yapıldığını belirterek, davacı site yönetiminin 69.663,13 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; Aski görevlileri tarafından, yangın boru hattından hortumla su çekilerek bahçe içindeki su deposuna su doldurup çim sulamada kaçak su kullanıldığının tespit edildiğini ve bu doğrultuda işlem yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada ise davacı ... vekili dilekçesinde; davalı site hakkında düzenlenen 06/10/2010 tarihli kaçak su kullanma tutanağı çerçevesinde tahakkuk ettirilen alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini belirterek, davalının davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili dilekçesinde; davacı idare görevlilerinin yaptığı denetimle yangın boru hattından bahçe içindeki su deposuna su doldurulup çim sulandığı zannı ile tutanak tutulduğunu, bu durumun tamamen görevlilerin bilgisizliği ve araştırma yapmamalarından kaynaklandığını, müvekkili sitenin 8 bloktan oluştuğunu, her blokta bir adet yangın deposu bulunduğunu, yönetmelikler gereği bu depoların belli aralıklarla temizlenmesi gerektiğini, depoların temizliğinde kullanılan suların ise ziyan edilmeyerek .../...
-2-
çimlerin sulanması için açtırılan kuyulara depo edildiğini, davacı görevlilerinin ise kaçak olarak çimlerin sulandığını zannı ile tutanağı tanzim ettiklerini, çimleri sulamak için DSİ'den izinli iki adet kuyu ve su deposu olduğunu, çimlerin kuyu suyu ile sulandığını, bu nedenle tutanağın ve yapılan tahakkukun usulsüz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; hükme esas alının bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
HMK.nun 266 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK.'nun 278-279.maddesine göre, bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna bakıldığında; dava konusu bedellerin hangi usullere göre hesaplandığı ayrıntılarıyla açıklanmadığı gibi, davalı kurumun hesaplaması tekrar edilmiş, bilirkişi tarafından da açıklayıcı ve ayrıntılı bir hesaplama yapılmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu, içeriğinin ayrıntılı ve açıklayıcı olmaması nedeniyle hüküm kurmaya yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli görülmemiştir.
Buna göre; mahkemece, öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında oluşturulacak konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine verilerek, dava konusu bedellerin nasıl belirlendiğine dair tüm bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması sağlanarak, bilirkişi heyetinden davalı kurumun davacıdan isteyebileceği bedeller hakkında, tahakkuk tarihlerinde yürürlükte bulunan ilgili mevzuat hükümlerine göre tereddüte yer vermeyecek şekilde, tarafların itirazlarını da karşılayacak şekilde, ayrıntılı ve açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, davalının tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarı belirlenmeli ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy