MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ziynet alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacıya takılan ziynet eşyalarını davalının iade etmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ziynet eşyalarının aynen; iadesine mümkün değil ise, bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir . Davacı vekili, cevaba cevep dilekçesi ile de davalının ziynet eşyalarını bozdurarak kendisine araba aldığını belirtmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davacının ziynet eşyalarını giderken yanında götürdüğünü belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
Türk Medeni Kanununun 6.maddesi uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Somut olayda; davalının baldızının oğlu olduğunu söyleyen tanık... beyanında; davalının annesinden davalının aldığı araba için altın bozdurulduğunu duyduğunu belirtmiştir. Diğer anlatım ile tanık, davalının araba almak için davacının ziynet eşyalarını sattığını bizzat davalının annesinden duymuştur.
Aksine ciddi, inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Davada, anılan tanığın olmamışı olmuş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da yoktur. Ayrıca , davacının ve anılan tanığın beyanları birbirini doğrulamaktadır ve tutarlıdır.
Davacı yan, düğünde takılan ziynetleri davalının bozdurduğunu yöntemine uygun olarak ispatlamıştır. Mahkemece yapılması gereken, bozdurulan ziynet eşyasının miktarını taraf delillerini değerlendirerek tespit etmek ve bu ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçeler ile davanın reddine ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy