MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; taraflar arasında su abonelik sözleşmesi bulunduğunu, davalının normal tüketimi nedeniyle tahakkuk eden su bedellerini gösterir fatura ibraz edilmesine rağmen ödemede bulunmadığını, ödenmeyen bedellerin tahsili için ...2. İcra Müdürlüğünün 2013/9028 Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının vaki itirazı sebebiyle takibin durduğunu, süresinde ödenmemesinden dolayı takip tarihine kadar tahakkuk eden su alacağının 24.836,15-TL' ye ulaştığını, davalının itirazında haksız olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüyle itirazın iptalini ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; takibe konu 13060 nolu su aboneliğinin ... sakinlerinin ortak kullanımında olduğunu, iş hanının yapımı sırasında davalı adına kaydedildiğini, önceki döneme ilişkin borçlar ile ilgili olarak davacı ile anlaşılıp ödeme yapıldığını, ayrıca iş yeri maliklerinin ayrı ayrı su sayaçları da mevcut olup bu abonelerin ödedikleri su bedellerinin ana sayaçtan mahsup edilmediğini, talep edilen borç miktarının fahiş olduğunu, kaldı ki alacağın zaman aşımına uğradığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının hem ana sayaca hem de süzme sayaçlara aynı sudan mükerrer faturalandırma yaptığını, faiz ve gecikme zammından tarafların %50 müterafik kusuru olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, ...2. İcra Müdürlüğünün 2013/9028 Esas sayılı dosyasında 4.634,58-TL'sı asıl alacak 1.540,28-TL'sı işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.174,86 TL'lık bölüm yönünden davalının itirazının iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında 10.04.1995 tarihli su aboneliği sözleşmesi imzalandığı, takibe konu borcun 17.11.2003 ila 03.01.2011 tarihleri arasını kapsadığı, şebekeden gelen suyun davaya konu aboneliğe ilişkin sayaçtan geçerek iş hanına dağıldığı, ortak kullanım alanlarında bu sayaçtan geçen suyun kullanıldığı, ayrıca binada abonelik sözleşmesi olan ve olmayan sayaçlar ve kullanıcılar bulunduğu, makine bilirkişisi tarafından süzme sayaçlarla su kullanan abone veya abone olmayan işyeri tüketimlerinin ana sayaca
yüklendiği, davalıdan talep edilen su borcu hesaplamalarının mükerrer olduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; ana sayaç için tahakkuk eden meblağlardan geriye dönük her ay için ayrı şekilde, iş hanında kayıtlı bulunan 1....numaralı abonelikler için tahakkuk eden su borçlarının mahsubu ile davalının 6.849,23 TL asıl, 3.966,76 TL işlemiş faiz borcu olduğunu tespit etmiş; 03.02.2015 tarihli ek raporunda ise, davalının ödemelerinin mahsubu ile bakiye alacağa 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre 3.049,28 TL gecikme zammı tutarı hesaplanmış, 4.634,58 TL asıl alacak üzerinden takip tarihine kadar (27 gün) işlemiş faiz 31,28TL hesaplanarak neticede 6.849,23 TL asıl alacak, 3.080,56 TL faiz olmak üzere davalının toplam 9.929,79TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Hükme esas alınan raporun, mali müşavir bilirkişi tarafından, makine bilirkişisi raporuna istinaden düzenlendiği, anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi konunun uzmanı olmayıp, içeriği itibariyle de hüküm kurmaya yeterli ve Yargıtay denetimine elverişli görülmemiştir. Davacı vekilinin bilirkişi ek raporuna itirazında; ana sayaç endeksinden işyerlerinin tükettiği su miktarının mahsup edildiği, mükerrer tahakkuk olmadığı itirazı ise mahkemece değerlendirilmemiştir.
Bunun yanında, taraflar arasında imzalanan abonelik sözleşmesinde gecikme zammına ilişkin hüküm olmayıp, bu akdi ilişkide alacağın zamanında ödenmemesi halinde ancak yasal faiz talep edilebilmesi mümkün iken davalı tarafın buna ilişkin temyiz ve itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; önceki bilirkişiler dışında alanında uzman 3'lü bilirkişi heyetinden davacı vekilinin itirazlarını da karşılar şekilde, davacı tarafından istenebilecek bedelin hesaplattırılması, ve bu asıl alacağa uygulanacak gecikme zammının % 50' sinden az olmamak üzere yasal faiz miktarının hesaplanması suretiyle Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması gerekirken, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ;Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy