MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; önceki nafaka takdirinden itibaren geçen sürede, masrafların arttığını ileri sürerek; davacı için ödenen aylık 300.00 TL nafakanın 500.00 TL'ye, ortak çocuklar için ödenen 200.00'er TL nafakanın 325.00' er TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vasisi, cevap dilekçesi ile; davacının 150.00 TL, ortak çocukların 125.00'er TL olmak üzere her ay nafaka aldığını, davacının eve dönmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı ve ortak çocuklar için verilen nafakanın her yıl üretici fiyatlarında meydana gelen artış oranında artırılmasına karar verildiği, nafakanın her yıl düzenli olarak arttığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında, ekonomik koşullarda nafakanın arttırılmasını gerektirir olağanüstü değişiklik bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK'nun 186/3.maddesinde; Eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağı ifade edilmiş, 197/2.maddesinde de; Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır, denilmiştir.
Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği davalı (koca) evlilik birliğinin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. (TMK.186/son) Davacı (kadının) belirli bir gelirinin bulunması, hatta gelirinin davacı kocadan fazla bile olması davalı kocayı ortak giderlere (elektrik, su, telefon, yakıt, kira parası vs.) katılma yükümlülüğünden tamamen kurtarmaz. Kadının gelirinin bulunması nafaka takdirine engel değildir.
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda, tarafların yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davalının emekli olduğu, 1.047.00 TL emekli aylığı aldığı, annesinin evinde annesi ve kardeşi ile kaldığı, ortağı olduğu bir dükkan olduğu; davacının ev hanımı olduğu, geliri olmadığı, 300.00 TL kira ödediği, ortak çocuk ...'ın 2008 ve...in 2009 doğumlu olduğu, önceki tedbir nafakasının artırılması davasının 20/07/2012 tarihinde açıldığı, 02/04/2013 tarihli karar ile tedbir nafakalarının anne için 100.00 TL'den 150.00 TL'ye, ortak çocuklar için 75.00'er TL'den 125.00'er TL'ye yükseltilmesine ve her yıl ÜFE artışı oranında artırılmasına karar verildiği, eldeki davanın ise 28/11/2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Nafaka artırım davasının açılması belirli zamanın geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki nafaka artırım davasının tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 2 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, davacının ve ortak çocukların ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Başka bir anlatım ile davacı yandan önceki nafaka artırım davasının kararında belirtilen (ve her yıl ÜFE artış oranına göre yapılacak) artırım ile yetinmesi beklenemez.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına, davalının gelirine, davacı ve ortak çocukların artan ihtiyaçlarına göre, tedbir nafakası miktarının hak ve nesafete uygun olacak şekilde artırılması gerekir. Tedbir nafakasının miktarının tayin edilmesinde davalının geliri ve tarafların birlikte yaşadıkları sırada davalının alıştırdığı geçim şartları dikkate alınmalıdır.
Mahkemece; davacı tarafın geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, davacı eş ve ortak çocuklar yönünden uygun bir nafaka artışına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy