(4721 S. K. m. 4, 186, 197)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin davalı ile dört yıldır evli olduğu, müvekkilinin ikinci evliliği olduğu, davalının müvekkiline hakaretler ettiği, sövdüğü, evin geçimi için para bırakmadığı, müvekkilinden yatağını dahi ayırdığı, iki yıldır müvekkiline para vermediği, bu duruma katlanamayan müvekkilinin evi terk etmek zorunda kaldığını belirtilerek müvekkili için aylık 500TL nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; davacıya hakaret etmediği, sövmediğini, eşini müşterek konutta rahatsız edecek tarzda kendisinden kaynaklanan bir hususun olmadığını, dava dilekçesinde belirtilmeyen tek hususun davacı eşinin ilk evliliğinden olan 24 yaşında iş güç sahibi olan oğlu ... evlerinde devamlı olarak yatıp kalkması, yeme içmesi ve evin giderlerine kayıtsız kalması, olup, kendisine bağımsız bir ev kurmak istememesinden kaynaklandığını, davacının oğlunu düşünerek yukarıda belirtilen adresteki evi aldığını, müşterek konuttan ayrılmaması için defalarca uyardığı halde evi terkettiğini, evden ayrılması için haklı bir sebebinin olmadığını belirterek davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalının davacının ilk eşinden olan özürlü oğlunu bildiği halde evlendikten sonra istemediği, bu nedenle anlaşmazlıklar çıktığı, davalının evin anahtarını değiştirdiği, davacının da müşterek konuttan ayrıldığı, tarafların ayrı yaşamaya başladığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı için dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 400TL tedbir nafakası bağlanmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı TMK'nun 186/3.maddesinde; eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında katılacağı ifade edilmiş, 197/2.maddesinde de; birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır, denilmiştir.
Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği davalı (koca) evlilik birliğinin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir.
Somut olayda, tarafların kolluk tarafından yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davalının emekli olup aylık ortalama 1.079TL maaşı ve aylık 250TL kira gelirinin bulunduğu, davacının ise ev hanımı olup gelirinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına ve özellikle davalının gelirine göre takdir edilen tedbir nafakası miktarı hak ve nesafete uygun olmayacak şekilde yüksektir.
Mahkemece; davacı tarafın geçimi ve bakımı için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, TMK'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, davacı eş yönünden daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy