(818 S. K. m. 49) (6098 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davacıya ait 0532 242 4227 nolu hattının, yine davacı adına olan 0551 7216341 nolu 3G mobil hattının borcu nedeni ile 18/10/2010'da şehir dışındayken önceden bildirim yapılmadan telefon görüşmesine kapatıldığını, davalı kurumun verdiği bir diğer hizmetten kaynaklı borç nedeni ile vermek zorunda olduğu başka bir iletişim hizmetini kapattığını, davacının gerek görüşme hattı gerekse de 3G mobil hattı borcu bulunmadığını; davacının müteahhit olduğunu, davacının bir süre hattının kapalı olması nedeni ile şantiye işlerini yapamadığını, gerekli talimatları veremediğini, iş kaynaklı sıkıntılar yaşadığını, kendisine ulaşılamaması nedeni ile güven ve prestij kaybına uğradığını ve iletişim hakkının vazgeçilmez haklardan biri olduğunu belirterek; 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacının ödemediği 42,08 TL fatura borcu nedeni ile 0532 4242527 numaralı hattının görüşmeye kapatıldığı, sözleşmenin 4.6. maddesi gereğince ödenmeyen borçlar için hatların görüşmeye kapatılabileceğini, maddi ve manevi tazminatın hükmedilebilmesi için gereken hukuki şartların oluşmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 26/10/2010 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının (maddi ve manevi tazminat talepleri açısından) fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur.
Somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait davalı tarafından sağlanan telefon hattının kısıtlanmasından dolayı telefon hizmetinden yararlanamadığı iddiasına dayalı olduğu, davalı tarafından davacının telefon hattının kısıtlanması şeklinde gerçekleşen olayda, davacının hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet gibi değerlerinde bir ihlale yol açmadığı, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının sözkonusu olmadığı anlaşıldığından ve bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların oluşmadığı gözetilmeden, mahkemece; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde manevi tazminatın hüküm altına alınmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy