MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kişisel eşyaların iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 2011 yılında evlendiklerini, düğünde 5 adet 20-22 ayar bilezik, 1 adet tek taş yüzük, 1 adet alyans yüzük, 1 çift küpe, 3,5-4 gr yüzük takıldığını, düğünde takılan takıların davalının geri vereceğini belirterek borçları için bozdurulduğunu, davacının takıları kuyumcuda bozdurduğunu ve parasını eve gelip davalıya verdiğini, davalının ziynetleri iade etmediğini belirterek; ziynet eşyalarının aynen iadesini, aynen iadenin mümkün olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bedelinin iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında boşanma davası olduğunu, düğünde davacıya 3 adet bilezik takıldığını, takılan diğer 2 bileziğin sahte olduğunu, sahte bileziklerin evin terk edilmesinde davacı tarafından müşterek evde bırakıldığını, takıların bozdurulduğu iddiasının gerçek olmadığını, davacının ziynet eşyalarını üzerinde kullandığını, davacının evden kendi hazırladığı valizle ayrıldığını, o sırada davalının evden olmadığını, davacı evi terk ederken ziynet eşyalarını yanında götürdüğünü belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ile tüm dosya kapsamında evlilik birliğinin devamı sırasında davalının, iki adet bilezik, 1 adet alyans ve bir çift küpe dışındaki davacıya ait ziynetleri bozdurduğu ve borçlarını ödemede kullandığı gerekçesiye davanın kısmen kabulü ile her biri 20 gr. ağırlığında 22 ayar toplam 5.400,00-TL değerinde 3 adet bileziğin, 3 gr. ağırlığında 14 ayar 252,00-TL değerinde 1 adet tek taş yüzüğün, 4 gr. ağırlığında 316,00-TL değerinde 1 adet yüzüğün davalı tarafından davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde 5.968,00-TL bedelinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, tahsiline karar verilen 5.968,00-TL'nin 5.000,00-TL'sine dava tarihi olan 11.02.2013 tarihinden itibaren, 968,00-TL'sine ıslah tarihi olan 17.06.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
./..
-2-
Dava; ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi veya bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden kimseye düşer.
Hayatın olağan akışına göre olağan olan, ziynet eşyasının kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Ziynet eşyalarının, davalı tarafın zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, davacı kadının ispatlaması gerekir.
Somut olayda; davacı tanıkları ... ve ... dinlenilmiştir. Tanık ... talimat yoluyla alınan 31.04.2014 tarihli ilk beyanında; tarafları tesadüfen kuyumcuda gördüğünü, davacı, davalı ve davalının annesi kuyumcuda olduğunu, kendisinin davacıya ne oldu diye sorduğunu, davacının da ağlamaklı olarak altınları bozdurduklarını, parasını da kayınvalidesinin aldığını söylediğini, o sırada kayınvalidesi de kendisine altınları bozdurduklarını ve borçları ödesinler dediğini ifade etmiştir. Tanığın talimat yoluyla 16.05.2014 tarihli ikinci beyanında; daha önceki beyanının doğru olduğunu, altınları bozdurduklarına bu şekilde şahit olduğunu, karşılaşmanın tesadüf eseri olduğunu ifade etmiştir.
Davalı tarafın temyiz dilekçesine ekli olan davacı tanığı ... dilekçesinde ise; her ne kadar talimat yoluyla alınan beyanlarında taraflarla altınları bozdurulduğu sırada karşılaştığını söylemişse de gerçekte böyle bir karşılaşmanın olmadığını, davacının arkadaşı olması nedeniyle davacının istediği şekilde beyanda bulunduğunu, yalan söylediği için pişman olduğunu beyan etmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; tanıkların ziynet eşyalarına yönelik ayrıntılı beyanlarının yeniden alınması suretiyle, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirerek, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği hususu bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Katip:HH
Full & Egal Universal Law Academy