MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının artırımı ve iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili olan davacı ile müşterek çocuğa ödenen yoksulluk ve iştirak nafakalarının günün koşullarına ve artan ihtiyaçlara göre yetersiz olduğunu belirterek, 175 TL olan yoksulluk nafakasının aylık 475 TL'ye; 100 TL olan iştirak nafakasının ise aylık 400 TL'ye çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı için 350 TL yoksulluk nafakası, müşterek çocuk için ise 300 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, verilen kararın davalı tarafından temyiz edilmesi neticesinde ise Dairemizin 28.04.2015 tarih ve ... sayılı ilamı ile ''tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, yıllık ÜFE artış oranı, günün ekonomik koşulları, davacı kadının zorunlu ihtiyaçları, davalının eline geçen net maaş tutarı dikkate alındığında, mahkemece davacı kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası tutarının yüksek olduğu, TMK'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiğinden'' bahisle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile, müşterek çocuk ...için daha önce hükmedilen aylık 100 TL'lik iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 250,00 TL'ye yükseltilmesine; davacı için daha önce ayda 175,00 TL olarak hükmedilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; yoksulluk nafakası artırım ve iştirak nafakası istemine ilişkindir.
Mahkemece; Dairemizin yukarıda anılan bozma ilamına uyulmuş ise de, gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
./..
-2-
Uzun yıllardan beri Yargıtay'ın kökleşmiş sapma göstermeyen uygulamaları ve öğretide benimsenen usuli kazanılmış hak müessesesi, Usul Hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana temellerinden biridir. Bu hukuki kuralın ancak iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan biri mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulduktan sonra görülmekte olan davaya uygulama imkanı olan yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararının çıkması, diğeri de 04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirlendiği üzere hükmüne uyulan bozma kararından sonra görevle ilgili yeni bir yasal düzenlemenin getirilmiş olmasıdır.
Somut olayda ise; Dairemizin 28.04.2015 tarih ve .... sayılı bozma ilamı içeriği incelendiğinde de görüleceği üzere mahkemece verilen 19.08.2014 tarih ve.... sayılı karar sadece davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının yüksek olması nedeniyle bozulmuştur.Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ise müşterek çocuk ... lehine bozma öncesi hükmedilen aylık 300 TL'lik iştirak nafakasının da indirilerek müşterek çocuk lehine aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.Yukarıda ifade edilen ilke ve esaslar gözetildiğinde ise,müşterek çocuk lehine bozma ilamı öncesinde hükmedilen aylık 300 TL'lik iştirak nafakasının usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek aylık 250 TL'ye indirilemeyeceğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir.
Davalı tarafın yoksulluk nafakasının artırılmasına ilişkin itirazları yönünden ise;
TMK'nın 331. maddesi gereğince; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler. Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için belli bir zamanın geçmesi aranmamıştır. Buna göre mahkemece iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılması gerekmektedir.
Artırım davasında; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı gözönünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle mahkeme, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası ... yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Somut olayda; taraflar ... Mahkemesi'nin ... sayılı ve 10.05.2010 tarihli kararı ile boşanmışlar,boşanma ilamı 27.07.2010 tarihinde kesinleşmiş,boşanma ilamı ile davacı lehine aylık 175,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş,eldeki artırım davası ise 09.07.2015 tarihinde açılmıştır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve TÜİK'in yayımladığı ÜFE artış oranları dikkate alındığında bozma ilamı sonrasında davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı da fazla olup, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
./..
-3-
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınmak suretiyle tarafların müşterek çocuğu ... lehine bozma öncesinde hükmedilen aylık 300 TL'lik iştirak nafakasının usuli kazanılmış hak ilkesi nazara alınarak aylık 250 TL'ye indirilemeyeceğinin gözetilmesi; yoksulluk nafakası artırım talebi yönünden ise ... yayımladığı ÜFE artış oranı dikkate alınmak suretiyle davacı lehine hükmedilecek yoksulluk nafakasının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy