MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 1983 yılından beri evli olduklarını, davalı kocanın hiçbir sebep bulunmaksızın ortak evi terk ederek davacıyı maddi ve manevi olarak zor durumda bıraktığını belirterek, davacı için aylık 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı duruşmadaki beyanında; davacı eşinin kendisini evden kovduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, "... tanıkların beyanları değerlendirildiğinde evden ayrılmak durumunda kalan davalı kadar davacının da kusurlu olduğu, zira her iki tarafın evlilik birliğinin devamı sırasında üstlerine düşen yükümlülükleri karşılıklı saygı ve sevgi gösterme gerekliliğine rağmen yerine getirme konusunda çaba göstermedikleri, her iki tarafın sosyal ve ekonomik durumunun değerlendirildiğinde davacının somut olayda yoksulluğa düşeceğinin değerlendirildiği, davalının ortak ikametten ayrılmak durumunda kaldığı göz önüne alınarak daha çok masrafının olacağının tahmin edilebileceği..." gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 400,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, ayrı yaşamda haklılık nedenine dayalı olarak açılmış, tedbir nafakası talebine ilişkindir.
Medeni yargılama hukukunda egemen olan taraflarca getirme ilkesine göre, davanın sebebini oluşturan vakıaların getirilmesi taraflara yüklenmiş bir ödevdir. Buna karşılık bu vakıaları mümkün olan bütün hukuki görüş açılarından inceleme ve hukuku uygulama görevi ise hâkime yüklenmiştir. Hâkim, tarafların hukuki sebepleri hiç belirtmemiş ya da yanlış belirtmiş olması ile bağlı tutulmamıştır. Bu sayede, tarafların hukuku bilgisizliklerinden zarar görmeleri engellenmiştir.
Nitekim, 6100 sayılı HMK'nun 33.maddesi ve 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı YİBK'na göre, olayları izah taraflara, kanunları resen uygulamak ve dolayısıyla hukuki nitelendirmede bulunmak hakime ait bir görevdir. Hakimin hukuki nitelendirmede bulunma görevine ilişkin muhtelif kararlar mevcuttur. (YHGK 11.4.2007, 2007/12-179 E.-2007/198 K.), (YHGK 19.1.1974; YHGK 1.5.1991)
TMK.nun 197.maddesinde düzenlenen tedbir nafakası, boşanma ve ayrılık davası açılmadan önceki dönemde evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin taraflarca yerine getirilmemesi, birlikte yaşamaya ara verilmesi halinde ve reşit olmayan çocuklar yararına hükmedilen nafakadır. TMK'nın 175.maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası ise, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydı ile geçimi için diğer taraftan talep edebileceği nafakadır.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde; davacı için aylık 500 TL tedbir nafakası talebinde bulunmuştur. Buna karşın mahkemece, her ne kadar hüküm kısmında davacı lehine takdir edilen nafaka tedbir nafakası olarak nitelendirilmiş ise de, gerekçeli kararda tarafların evlilik birliği içerisinde kusur durumlarına ilişkin değerlendirmeler yapılmış ve yine davacı kadının yoksulluğa düşeceğinin tespit edildiği belirtilmiş olup, bu yönüyle yoksulluk nafakası şartlarına göre yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece, davacının talebinin tedbir nafakasına istemine yönelik olduğu göz önüne alınarak, tüm deliller incelenmek sureti ile davacının ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy