MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde, davacı ile davalının evli olup, yaklaşık iki yıldır ayrı yaşadıklarını, taraflar arasında geçimsizlik bulunduğunu, davalının davacıya sürekli hakaret ettiğini ve evden kovduğunu, son olarak yine davalının hakaretleri sebebi ile tarafların ayrı yaşamaya başladığını belirterek, davacı için aylık 1.500 TL, müşterek çocuk Ayşe için 1.000 TL, Yasemin için 800 TL ve Zümran için 500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm iddialarının asılsız olduğunu, davacının olumsuz tutum ve davranışları sebebi ile davalı müvekkilinin bir süreliğine evden ayrılmak zorunda kaldığını, geri dönmek istediğinde ise davacı ve ailesi tarafından müşterek eve dönmesine izin verilmediğini, davacının ayrı yaşamakta haklı olmadığı, ayrıca talep edilen nafaka miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili 25/11/2015 havale tarihli dilekçesinde; müşterek konut için yeni bir ev kiraladığını, yeni eşyalar alarak oturmaya hazır hale getirdiğini ve davacıya Konya 3. Aile Mahkemesi'nin 2015/698 sayılı dosyası ile dön ihtarı gönderdiğini belirtmiştir.
Mahkemece, " ...davalının davacıya " sen adam mısın, sen avrat mısın, geri zekalı, sen bilmezsin, mal'' şeklinde hakaret ettiği, evden kovduğu, kolunu ısırarak darp ettiği, davacının ihtiyaçlarını karşılamadığı..." göz önüne alındığında davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne; dava tarihinden itibaren davacı için aylık 400,00 TL, tarafların müşterek çocuğu 20/02/2000 doğumlu Ayşe için aylık 300,00 TL, 01/01/2002 doğumlu Yasemin için aylık 275,00 TL, 01/01/2012 doğumlu Zümra için aylık 250,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı tedbir nafakası istemine ilişkindir.
4721 sayılı MK.nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197.maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Buna göre davacının ayrı yaşamada, haklı olup olmadığının araştırılması ve "ayrı yaşamada haklılık" olgusunun kanıtlanması gerekir.
Somut olayda; davacı ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesi ile tedbir nafakası talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalıdan ayrı yaşama hakkının olup olmadığının tespiti açısından, taraf tanıkları dinlenmiş ve bu tanık beyanlarına göre davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
Ancak, davalı taraf delil olarak sunduğu tanık anlatımlarının yanı sıra davacıya gönderdiği dön ihtarına ilişikin dosyaya da dayanmış, mahkemece bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır.
Bu itibarla mahkemece; davacının iddiasını ispatına, davalının da savunmada bulunmasına yönelik olarak, davalının beyan ettiği dön ihtarına ilişkin dosyanın celp edilerek bu dosyanın tanık beyanları ile birlikte değerlendirilmesi sureti ile davacının ayrı yaşamakta haklı olup olmadığı hususunda hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy