MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tedbir nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2 yıldır evli olduklarını, davalının 1 yıldır eve geç geldiğini, şiddet uyguladığını, hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini, 6 ay önce evi terk ettiğini, eşi ve çocuğu ile ilgilenmediğini, müvekkilinin 8 aylık hamile olduğunu, hiçbir gelirinin olmadığını, babasının yanına yerleşmek durumunda kaldığını belirterek müvekkili için aylık 400,00 TL, müşterek çocuk Sedanur için aylık 350,00 TL ve doğacak çocuk için aylık 100,00 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, müşterek konutu davacının terk ettiğini, müvekkilinin bakım ve ihtiyaçlarını karşıladığını, nafaka miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı tarafın ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin eş yönünden tedbir nafakasına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK 182/2.maddesine göre, ana ve baba çocuğun bakım ve eğitim giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar. TMK.328/1.maddesine göre, ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Aynı yasanın 329/1.maddesine göre de, küçüğe fiilen bakan ana veya baba diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.
Müşterek çocuklar yönünden talep edilen tedbir nafakası takdirinde ayrı yaşamakta haklılık olgusundan ziyade kimin yanında kaldığı ve kimin tarafından bakıldığı nazara alınır. Çocuk yönünden ayrı yaşamda haklılık olgusu aranmaz.
Somut olayda; taraflar ayrı yaşamakta olup, müşterek çocuklar davacı kadının yanında kalmaktadır.
O halde, mahkemece; anne yanında kalan müşterek çocukların geçimi için gerekli, davalının geliri ile orantılı olacak şekilde, tarafların ekonomik sosyal durumları ve TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyete uygun bir tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde müşterek çocuklar yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.