MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların Antalya 1. Aile Mahkemesi'nin 2009/626 E.- 2009/1234 K. sayılı kararı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının boşanma protokolünde müşterek çocuk için aylık 250 TL iştirak nafakası ödemeyi ve bu nafakanın her yıl %20 oranında artırılması şartını kabul ettiğini ve mahkemece bu protokol doğrultusunda iştirak nafakasının belirlendiğini, her yıl yapılan %20 artış ile ödenen iştirak nafakasının aylık 575 TL'ye ulaştığını ve bu miktarın davacının ödeme gücünü aştığını belirterek, iştirak nafakasının aylık 200 TL'ye indirilmesine ve yıllık artış oranının da her yıl TEFE oranı olarak belirlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile nafaka miktarının düşürülmesi talebinin reddi ile nafakanın aynen devamına, her yıl nafaka miktarının ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297. maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır.
Biçim koşullarının getirilişindeki amaç, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır ve dava içinden yeni davaların doğmasına neden olur.
Somut olayda; mahkemece nafaka miktarının düşürülmesi talebinin reddi ile nafakanın aynen devamına karar verilmiş ancak aynen devamına karar verilen nafaka miktarının ne kadar olduğu hükümde belirtilmemiştir. Karar bu haliyle infazda tereddüt yaratacak niteliktedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; infazda tereddüte yol açmayacak şekilde, hükümde aynen devamına karar verilen nafaka miktarının belirtilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.