MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, tarafların 15.12.2008 tarihinde boşandıklarını, boşanma kararı ile birlikte müvekkili lehine aylık 120,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, aradan geçen altı yıl içerisinde paranın alım gücünün düştüğünü ve nafakanın yetersiz hale geldiğini, davacının ihtiyaçlarını karşılamadığını ileri sürerek, davacı lehine hükmedilen aylık 120,00 TL yoksulluk nafakasının aylık 600,00 TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilin bozma sonrası duruşmadaki beyanında; sosyal ekonomik araştırmayı kabul etmediklerini, müvekkilinin seyyar sütçülük yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacıya bağlanan aylık 120,00 TL yoksulluk nafakasının dava tarihi olan 07.12.2012 tarihinden itibaren aylık 400,00 TL' ye yükseltilmesine karar verildiği, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin ... Karar sayılı 12/01/2015 tarihli ilamıyla;
“Yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması ile, davacının annesi ile yaşadığı ve geliri olmadığı; davalının ise hayvancılıkla uğraştığı ve aylık 2.000,00-2.500,00 TL civarında geliri olduğu, tarlaları bulunduğu tespit edilmiş olup, mahkemece tarafların ...kayıtları istenmemiş, davacının babasından dolayı maaş alıp almadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ayrıntılı bir şekilde araştırılarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun, ekonomik etkenler, tarafların sosyal yaşantısı, davacının ihtiyaç durumu dikkate alınarak, davalının ekonomik durumunu zorlamayacak, .... yayınladığı ... oranı da gözönünde bulundurularak, TMK.nun 4. maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği belirlenmektedir.
./..
-2-
Söz konusu bozma ilamına mahkemece uyulmasıyla birlikte yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü ile; Mahkememizin 24/04/2007 tarihli ...Karar sayılı ilamı ile davacıya bağlanan aylık 120,00 TL. yoksulluk nafakasının dava tarihi olan 07/12/2012 tarihinden itibaren aylık 500,00 TL.ye arttırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.02.1959 tarih 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere; bozma kararına mahkemece uyulmuş olması taraflardan biri lehine usuli kazanılmış hak meydana getirir. Bu hakkı ne mahkeme ne de temyiz mahkemesi halele uğratabilir. Müktesep hakkın tanınması kamu düzeni düşüncesiyle kabul edilmiştir.
Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir
Somut olayda, davacının ilk kararı temyiz etmemesi ve bozma kararına uyulması ile davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur.
Dosyanın incelenmesinde; yoksulluk nafakasının 120,00 TL'den 400,00 TL'ye artırılmasına ilişkin hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce davalı lehine bozulmasına karar verilmesine ve bozmaya uyulmasına karşın önceki miktardan daha fazla nafaka miktarına hükmedilerek davalı yararına müktesep hakkın ihlal edilmesine sebebiyet verilmiştir.
O halde; mahkemece, bozma ilamına uyulması ile birlikte davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu dikkate alınarak bozma ilamına uygun bir şekilde hüküm kurulması gerekirken; müktesep hak ihlal edilerek davalının aleyhine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy