MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesinde; doğalgaz hizmetinden ... nolu sözleşme ile abone olarak yararlandıkları, 3400705053 sayılı sayacın 08/02/2015 tarihinde davalı şirkete ait görevlilerce okunarak 1.380,00-TL.fatura tahakkuk ettirildiğini, müvekkili site yönetimi yetkilisi tarafından, sayacın kontrolünün istendiğini, arıza kontrol ekibi tarafından yapılan incelemede, sökülen doğalgaz sayacının yerine yeni sayacın takıldığını ve 12/02/2015 - 27/02/2015 tarihleri arasında 2 kez faturalandırma yapılarak haksız ve usulsüz olarak doğalgaz tüketim bedelinin taraflarından alındığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının doğalgaz tüketim dönemleri için aynı dönemi kapsar mükerer fatura tanzimi ve tahsilatının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; uyuşmazlığın 6502 sayılı Yasada düzenlenen vasıflara haiz olmaması, istemin genel mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında, dava tarihinde davaya konu tesisata ilişkin abonelik sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmenin sitede bulunan meskenlerin doğalgaz ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik aboneliğe ilişkin olduğu, buna göre, davacının 6502 sayılı Yasa kapsamında tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Bu duruma göre uyuşmazlığın çözümü Tüketici Mahkemelerinin görevi içerisindedir.
Mahkeme, bir dava şartı olarak ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. (Baki Kuru/Ramazan Arslan/Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı,... 2011, s. 128)
Dava şartı da olması itibariyle, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görev konusunda kazanılmış hak da sözkonusu olmaz. Yine, görev ve yetki sorunu birleştiği takdirde öncelikle görev sorununun çözümlenmesi gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.