MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasının bozma ilamı üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; murisleri ..., 15.03.2014 tarihinde vefat ettiğini, medeni haklarını kullanma kabiliyeti olmamasına ve uzun zamandır yanında kalmasına rağmen, davalının hilesi ile irade fesadı altında kalarak ....Noterliğinin 30.07.2001 tarih ve 10532 yevmiye nolu vasiyetname düzenlediğini ve tüm mallarını davalıya bıraktığını; vasiyetnamenin geçerli olmadığını; zira, vasiyetnamede murisin ve tanıkların imzasının bulunmadığını, murisin akli melekelerinin de yerinde olmadığını iddia ederek; vasiyetnamenin iptaline, olmadığında tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, murisin vasiyetname yaptığı 30.07.2001 tarihinde medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olduğunu, davacının hile ve irade fesadına dayalı iddiasının da yersiz olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararın temyizi üzerine, Dairemizin 24.06.2014 Tarih 2014/3884 Esas 2014/10257 Karar Sayılı ilamı ile : "Davacı taraf; murisin vasiyetname düzenlerken fiil ehliyetinin bulunmadığını, alınan doktor raporunun kesin delil olmadığı, heyet raporu alınması gerektiğini iddia etmiştir. Murisin vasiyetnamesinin düzenlenmesi sırasında hukuki ehliyetinin tespiti uzmanlık gerektirir. Davacının bu husustaki tüm delilleri sorulup, toplandıktan sonra, dosyanın tümü ile Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yeterli olmayan sağlık raporuna dayanılarak, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Davacının diğer temyiz sebeplerinin, bozma gerekçesine göre şimdilik incelenmesine mahal olmadığına," karar verilmiştir.
Sözkonusu bozma ilamı üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece , bozma ilamına uyulması yönünde karar alınarak yapılan yargılama neticesinde ; ".... muris ... hastane kayıtlarının olup olmadığı yönünde yazışmalar yapılmış, hastane kayıtlarının mevcut olmadığı yönünde cevap verilmiş, dosyada bozma ilamından sonra elde edilen murisin sağlık durumu ile ilgili başka bir delil bulunmadığından dosya yeni bir rapor alınmak üzere adli tıpa gönderilmemiş,; mevcut deliler doğrultusunda ,davanın reddine karar verilmiş; sözkonusu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Murisin vasiyetnamesinin düzenlenmesi sırasında hukuki ehliyetinin tespiti uzmanlık gerektirir. Somut uyuşmazlıkta ; Mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar alınmasına rağmen bozma gerekleri doğrultusunda dosyanın Adli Tıbba gönderilerek murisin vasiyet tanzim tarihi itibariyle hukuki işlem yapabilme yeteneğine haiz olup olmadığı konusunda rapor aldırılarak sonucu dairesinde hüküm tesis gerekirken, bozma ilamından sonra elde edilen murisin sağlık durumu ile ilgili başka bir delil bulunmadığından bahisle bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeksizin ve murisin vasiyet tarihi itibariyle hukuki işlem yeteneğine haiz olup olmadığı noktasında Adli Tıptan rapor aldırılmaksızın eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy