MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davalı ... hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 10.05.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile Av. ... geldi. Karşı taraf davacı ve feri müdahil .. vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi ve bu konuda bir araştırma yapılması gerektiği heyetçe zorunlu görüldüğünden, Yargıtay Kanunu'nun 24/1 ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddeleri uyarınca görüşmenin 18.05.2016 günü saat 09:30' a bırakılması uygun görüldü.
Belirlenen gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; mirasbırakan ... ... 4. Noterliğince düzenlenen 17.03.1997 tarih ve 7171 yevmiye sayılı vasiyetnamesi ile sahibi bulunduğu 21 parça taşınmazın satışından elde edilecek gelirin % 85'ini aynı zamanda kurucusu olduğu davacı vakfa bağışladığını, mirasbırakanın 02.04.2000 tarihinde ölmesi üzerine vasiyetnamenin ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesince açılıp okunduğunu, bu aşamada davalılar tarafından açılan ... senedinin iptali davasının redle sonuçlanması üzerine vasiyete konu taşınmazların davacı ... adına tescil edildiğini, ancak davalılar tarafından ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptal ve tescil davasının kabul edilmesi üzerine taşınmazların tapu kayıtlarına satışlarından elde edilecek bedelin % 85'inin .... aktarılmasına ilişkin şerh düşüldüğünü, mirasbırakanın kesinleşen vasiyetnamesi doğrultusunda ... Ilıca ..ı mevkiindeki 20 parça taşınmaz ile ...1 adet taşınmazın satış bedelinin % 85'inin taraflarına verilmesi hakkının doğduğunu ileri sürerek; 21 parça taşınmazın belirlenecek satış
değerinin % 85'inin vasiyetin açıldığı 07.06.2001 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, olmadığı takdirde taşınmazların satışına karar verilerek vasiyet alacağının ödenmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakan...'in vasiyetnamesinde davacı ... lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesini istediğini, ancak davacı vakfın alacak hakkı talebinin belirli bir zamana bağlanmadığını, dolayısıyla satış parasının belirli bir bölümünü verme borcunun henüz muaccel olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "... senedi ve vasiyetname ile davacı vakfa tahsis edilmiş olan davaya konu taşınmazların satışı gerçekleşmemiş ve ... senedinde yazılı mal varlığı üzerinde tasarruf imkanı doğmamıştır. Taşınmazlar üzerinde davacı lehine mevcut şerh bu hali ile sonuçsuz kalmakta olup, ... mal varlığı üzerinde bir tasarruf hakkı vermemektedir. Bu durum ise ... senedindeki ve vasiyetnamedeki ... kurucusunun amacının tam olarak gerçekleşmesini sağlamaktan uzaktır. ... kurucusu ve vasiyetçinin gerçek iradesi taşınmazın mülkiyetinin davacı vakfa veya mirasçılarına geçmesi olmayıp , bunların tamamının satışı ile elde edilecek gelirin % 85'inin davacı vakfa tahsis edilmesi kalanın ise mirasçılarına intikali yönündedir. Ancak ... senedinde ve vasiyetnamede satışın yöntemi ve ne şekilde kim tarafından yapılacağı konusunda bir açıklama bulunmadığından ve bu yönde taraflarca anlaşma sağlanamadan satışın yapılması mümkün olmamaktadır. Durumun bu hali ile devam etmesi vakfeden vasiyetçinin gerçek amacının gerçekleşmesinin uygun olmayıp, onun iradesine aykırı bir sonuç doğurmaktadır. Bu nedenle daha fazla gecikmeye yol açılmadan taşınmazların vakfedenin gerçek iradesine uygun biçimde satışının yapılmasında zorunluluk vardır. Buradaki temel sorun yukarıda açıklandığı üzere satışın kim tarafından hangi yöntem ile yapılacağına ilişkindir. Bu yönde taraflar arasında bir anlaşma sağlanamadığına göre bunun vakfeden vasiyetçinin amacı ve gerçek iradesi gözetilmek sureti ile çözümü gerekir. Burada öncelikle davacının davalı mirasçılardan satış bedelini doğrudan isteyip isteyemeceği üzerinde durulması gerekir. Bir kimseyi belirli bir malı vasiyetname ile de olsa kendi isteği olmadan satın almaya zorlanması sözleşme yapma serbestisi hakkını aykırılık oluşturur. Bu nedenle davalı mirasçılardan satış bedelinin doğrudan istenilmesi mümkün görülmemiştir.
... senedi ve vasiyetnamede taşınmazların satışı amaçlanmış ve elde edilecek gelirin % 85'inin ... mal varlığına dahil edilerek, ... amacı doğrultusunda kullanılması hedeflenmiştir. Bu durum itibari ile taşınmazların satışının vakfın katılım ve onayı olmadan başka bir yöntem ile satılması hem taşınmazların sayıca fazlalığı ve değişik hukuki problemleri bulunmaları nedeni ile makul sürede sonuçlandırmasını mümkün bulunmaması hem de uygun değer bulunmasında yaşanacak zorluklar nedeni ile uygun değildir. Bu yüzden ... mallarının satışını düzenleyen ...lar Kanunu 12. Maddesi hükümleri uyarınca bu taşınmazların satışının yapılmasının en uygun yöntem olacağı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Bu yapılırken tüm taşınmazların topluca bir arada satışında ortaya çıkabilecek ve satışı geciktirecek sorunlar nedeni ile her bir taşınmazın ayrı ayrı veya birlikte satılmasında bir sakınca görülmemiştir. Aksine tek tek satış aşamasında davalıların dilerlerse alım yönünde haklarını kullanmaları dahi mümkün hale gelebilecektir(...)Böylece taşınmazların değeri belirlenmiş olup satış aşamasında ...lar Kanunu 12/3 maddesi uyarınca yapılacak eksper
incelemesinde bu rakamların da gözetilerek bunların altına düşmeyecek şekilde değerlendirme yapılması da gerekeceğinden taşınmazların satıştan önce belirlenecek gerçek değerleri üzerinden davacı ...ça satışının yapılması mümkün ve vakfeden vasiyetçinin gerçek iradesine en uygun çözüm yolu olduğundan davacıya satışı konusunda izin ve yetki verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...'ın mirasçı sıfatının bulunmaması nedeni ile bu davalı yönünden davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekmiş, taşınmazların satışına yönelik izin kararı mülkiyet değişikliği gerektirmeyen niteliği uyarınca maktu harç ve vekalet ücretine tabi bulunduğundan buna göre belirlenmek sureti ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile davaya konu 21 taşınmazın davacı ... tarafından satışını yapmaya yetkili olduğunu tespiti ile ...lar Kanununun 12/3 maddesindeki usuller uygulanmak ve son bilirkişi raporunda belirlenen değerin altında olmamak üzere satışını yapabilmesi için izin ve yetki verilmesine, her bir taşınmazın birlikte veya ayrı ayrı satışının mümkün olduğuna ve elde edilecek net satış bedelinin % 15'inin davalılara ödenerek % 85'inin davacı ...a ait olmasına karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasbırakan..., 17.03.1997 tarihli vasiyetnamesinde; ... ... mevcut 20 adet tarla ile ...e Köyünde mevcut bir tarla olmak üzere toplam 21 adet taşınmazının satışından elde edilecek bedelin % 85’inin, kurucusu bulunduğu davacı .. Vakfı’na.. verilmesini vasiyet etmiştir.
Davacı ..., vasiyetnamede yer alan bu hüküm uyarınca, taşınmazların satış bedelinin belirlenmesini ve bu bedelin % 85' inin (mirasbırakanın yasal mirasçıları olmaları nedeniyle) taşınmazların maliki olan davalılardan tahsilini talep etmektedir.
Bu aşamada, öncelikle vasiyetnamenin türünün ve buna bağlı olarak vasiyetnameye uygulanacak hükümlerin belirlenmesinde yarar bulunmaktadır.
4722 sayılı Türk Medeni Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17. maddesi hükmüne göre; mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenecektir.
Mirasbırakanın ölüm tarihi nazara alındığında, davada 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi (TKM) hükümlerinin uygulanması gerekir.
TKM' nin 464. maddesi; "Bir kimse, ölüme bağlı bir tasarrufla, diğer kimseye; mirasçı nasbını tazammun etmeyen muayyen teberrularda bulunabilir. Tasarrufu yapan kimse, muayyen bir malını yahut terekesinin tamamen veya kısmen intifa hakkını vasiyet edebildiği gibi malların kıymeti üzerinden bir üçüncü şahıs lehine bir şey verilmesini veya yapılmasını yahut o şahsın bir borçtan tahlisini mirasçıya veya lehine vasiyet yapılana tahmil edebilir. Bu suretle muayyen olan mala mütaallik bir vasiyeti ifa mükellefiyeti kendisine tahmil edilen mirasçı veya lehine vasiyet yapılan kimse, o mal terekede zuhur etmediği takdirde; tasarruftan hilafı anlaşılmadıkça, mükellefiyetten beri olur hükümlerinin uygulanması gerekir." hükmünü içermektedir.
Yukarıda açıklanan madde hükmü ve vasiyetname birlikte değerlendirildiğinde; mirasbırakan, tanzim ettiği vasiyetname ile terekedeki bazı mallarının (taşınmazlarının) satışından elde edilecek gelirin bir kısmının davacı vakfa verilmesi hususunda, yasal mirasçısı olan davalıları yükümlü kılmıştır.
Buna göre, vasiyetname; TKM'nin 464 vd. (4721 sayılı TMK'nun 517 vd.) maddelerinde düzenlenen muayyen mal vasiyeti (belirli mal vasiyeti) niteliğinde olup, temyize konu edilen davada da TKM.'nin 541.( TMK'nun 600.) maddesi uyarınca vasiyetnamenin yerine getirilmesi talep edilmiştir.
Bilindiği üzere, vasiyetnamenin yerine getirilmesi davaları, Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca değer esası üzerinden nispi harca tabidir.
492 sayılı Harçlar Kanunun “Harcı Ödenmeyen İşlemler” başlığını taşıyan 32. maddesinde ise, “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” hükmü getirilmiştir.
Buna göre, mahkemece, vasiyete konu taşınmazların bilirkişi raporu ile belirlenen değeri üzerinden peşin nisbi harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verilmesi, harcın tamamlanması halinde işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın maktu harca tabi olduğuna dair yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince yukarıda 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, 18.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy