MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalının ... kadrolu avukatı olduğunu, davacı kurum lehine sonuçlanan dava ve icra takiplerinden dolayı karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukat ücretlerinden, davalıya yasaların belirlediği limitlerin üstünde ödeme yapıldığını, bu paranın davalıya yersiz olarak ödendiğini ileri sürerek fazla ödendiği tespit edilen 18.144,44 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; fazla ödemelerin geri alınması için gerekli dava açma süresinin geçtiğini belirterek zamanaşımı ve hak düşürücü itirazında bulunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; yapılan işlemin şart tasarruf olup idarenin, yanlış şart tasarrufunu ancak iptal davası açma süresi içinde geri alabileceği, bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağı, BK.md.66 gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş; Dairemizin 26.01.2012 tarih, ... Karar sayılı ilamıyla... "Davada, davalıya yapılan ödemenin daha önce bu yolda alınmış bir idari karara dayandığı iddia ve ispat edilmiş değildir. Ödemenin hatadan kaynaklandığı kabul edilmektedir.
Bu durumda herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemenin Borçlar Hukukunun sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde isteneceği kabul edilmiştir.
./..
-2-
Sebepsiz zenginleşmede zamanaşımı başlangıcı BK.mad.66 uyarınca sebepsiz verme ya da sebepsiz zenginleşmeyi ödeme tarihi değil, zarar görenin verdiğini geri almaya hakkı olduğuna ıttıla tarihidir. Resmi kuruluşlarda bu zamanaşımı başlangıcı dava açmak üzere emir vermeye yetkili makamın öğrenme tarihidir. Davacı kurum açısından ise, yetkili makam dava açması için emir vermek üzere görevlendirilmiş kişinin dava açması için “olur“ verildiği tarihtir. Mahkemece, ... 23/10/2003 tarihli yazısı ile başlayan ödeme tarihlerinin zamanaşımının başlangıcına esas alınması usul ve yasaya aykırıdır." Gerekçesiyle bozma konusu yapılmıştır.
Dairemizin 26.01.2012 tarih, ...Karar sayılı ilamı üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece bozma kararına uyulması yönünde ara kararı alınarak yapılan yargılama neticesinde; "Davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile; 3.029,25-TL'nin dava tarihi 17/09/2009'dan itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine",
Mahsup edilen 15.115,39-TL alacak üzerinden temerrüt tarihi 28/03/2009'dan mahsup tarihine kadar işleyecek yasal faizin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, sözkonusu karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
6100 Sayılı HMK'nun 297.maddesi (HUMK.nun 388/4) gereğince, gerekçeli kararın hüküm fıkrası bölümünde; gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların el verdiği ölçüde sıra numarası altında birer birer, açık, kuşku ve duraksama yaratmayacak biçimde gösterilmesi gerekir. (md.388/son)
Yerel mahkemece, asıl alacak miktarı 15.115,39 tl mahsup ile ödenmiş olduğundan asıl alacak yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken; hüküm fıkrasında asıl alacak yönünden davanın sonucunun bildirilmemesi isabetsiz olup bozmayı gerektirir.
2-) Hesaplanan alacak miktarı içinde davacı idarece Vergi Dairesine ödenen 3.029,25 TL gelir vergisinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalının, Vergi Dairesine hataen ödenen gelir vergisinden dolayı bir zenginleşmesi bulunmadığı gibi, ödemede bir kusuru da bulunmamaktadır. Davacı idarenin hataen ödediği gelir vergisini ilgili yerden her zaman geri isteyebileceği de gözetildiğinde; davalının vergi miktarından da sorumlu tutulmuş olması usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...