MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkilinin boşandıklarını, tarafların Almanya ' da ikamet ettiklerini, müşterek bir tane çocukları bulunduğunu, boşanmalarına ilişkin yabancı mahkeme kararının ... sayılı ilamı ile tenfizine karar verildiğini, boşanma sırasında müvekkilinin kendisi için yoksulluk, müşterek çocuk için de iştirak nafakası istemediğini, müvekkilinin oturduğu evin kira olduğunu, müşterek çocuklarının öğrenci olduğunu, davalının ekonomik durumunun iyi olduğunu, kazancını kumarda harcadığını bu sebeplerle müvekkli lehine 200,00-TL yoksulluk, müşterek çocuk için aylık 500,00-TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müşterek çocuğun 01.04.2010 tarihinden itibaren müvekkili davalı ile yaşamaya başladığını, müşterek çoçuğun ihtiyaçlarının davalı müvekkili tarafından karşılandığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
1-)TMK. 182/2.maddesine göre; "Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur.
Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır".
./..
-2-
TMK.nun 327.maddesinin 1.fıkrasında ise "çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler anne ve baba tarafından karşılanır" aynı kanunun 328/1. maddesinde "ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder" 329/1 maddesinde de "küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir" hükmü yer almaktadır.
Kural olarak; iştirak nafakası velayetin eylemli olarak kullanılmasına bağlı bir alacak olup, velayet hakkını eylemli olarak kullanmayan ana veya baba diğerinden iştirak nafakasını isteyemez.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer tarafdan iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine verilen tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olan harcamalarında dikkate alınması zorunludur.
Mahkemece; nafaka takdir edilirken, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumuda gözetilmeli ve nafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda, davalı taraf, müşterek çocuğun tüm ihtiyaçlarını tek başına kendisini karşıladığını ve müşterek çocuğun 01.04.2010 tarihinden bugüne kadar fiilen kendisi ile yaşadığını iddia etmektedir.
O halde mahkemece, müşterek çocuk Şebnem'in hangi tarihten itibaren, fiilen kimin yanında kaldığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...