T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
BAŞKANLIĞI
...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ...
TARİHİ: 10/09/2014
NUMARASI: ...
DAVACI: ...
DAVALILAR: ...
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, davalıların murisi ...'den,... adına kayıtlı olan ve davalıların murisine düşecek taşınmazlardaki hisselerinin tamamını 17/09/1989 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi ile satın aldığını, taşınmazın zilyetliğinin de davacıya devredildiğini, taşınmazların zilyetliğinin halen davacıda olduğunu, ancak taşınmazın devrinin davalılar tarafından verilmediğini, ödediği parayı da iade etmediklerini, taşınmazların bulunduğu yerlerde şu an ... tarafından kamulaştırma çalışmaları başlatıldığını belirterek, taşınmazların kamulaştırma bedeli üzerinden belirlenecek değeri oranında davalıların tazminata mahkum edilmesini olmadığı takdirde taşınmazın satış bedeli olarak ödenen paranın karar tarihindeki değerinin enflasyon, altın, döviz nazara alınarak ve taşınmazın karar tarihindeki kıymeti de gözönüne alarak belirlenecek değerinin denkleştirici adalete göre davacıya iadesi, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 9.000TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalılar süresi içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmemiş, bir kısım davalılar duruşmada davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece; 17/09/1989 tarihli senet hükümlerince davalıların murisi tarafından babasından intikal eden dava konusu taşınmazlardaki miras hisselerinin davacıya haricen satışının gerçekleştirildiği, satış bedelinin 6.000.000 TL olarak kararlaştırıldığı ve bu bedelin davacı tarafından davalılar murisine ödendiği, ancak kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların kök muris adına kaydının yapıldığı, kadastro çalışmalarının yapıldığı 29/01/2000 tarihinden itibaren 10 yıllık yasal süre içerisinde davacı tarafından hissenin iptali yönünde herhangi bir talepte bulunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede tazminata
./..
...
ilişkin olarak herhangi bir hükme yer verilmemesi ve iadeye ilişkin bir hükmün de bulunmaması karşısında davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında tescilin gerçekleşmemesi sebebiyle ancak vermiş olduğu 6.000,00 TL'yi davalılardan isteme hakkına sahip olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı .... tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin ve davalı ....n sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Geçersiz sözleşmelere göre verilenlerin iadesi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenir. Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı (geçerli) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının sebebi zarar değil, alacaklının (davacının) mal varlığında meydana gelen eksilmedir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığında bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
Geçersiz sözleşme gereğince, diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "Denkleştirici Adalet" düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, bedelin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir.
İadenin kapsamını belirlemede geçersiz sözleşmenin artık ifa edilemeyeceğini öğrendiği tarih önem arz eder. Çünkü, sözleşmenin artık ifa edilemeyeceğini bilmesine rağmen haksız zenginleşmenin iadesini istemeyen alacaklı, zararın artmasına kendisi sebep olacağından bu artan zararını iade borçlusundan talep etme hakkı bulunmamaktadır.
Somut olayda, mahkemece, denkleştirici adalet ilkesine göre, satış bedeli olarak verilen bedelin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması gerekirken, davacının ancak satış bedeli olarak verdiği bedelin tahsiline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, denkleştirici adalet ilkesi gereğince taşınmaz satış bedeli olarak ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeni ile azalan alım gücünün enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs. ortalamaları alınmak suretiyle ifanın imkansız hale geldiği (dava tarihi) tarihte ulaşacağı alım gücü konusunda uzman bilirkişiden Yargıtay denetimine elverişli rapor aldırılarak bulunmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
./..
-3-
...
Ancak somut olayda, davacı taraf dava dilekçesinde taşınmazların halen zilyetliklerinde bulunduğunu beyan etmiştir. Bu durumda, 10/07/1940 günlü ve 2/7 sayılı İBK uyarınca; BK 81 (TBK 97) maddesinin uygulama yeri bulacaktır. 10/07/1940 gün ve 2/7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince de, davacının satış parasını geri isteyebilmesi, kullanımında bulunan taşınmazı geri vermesi ile mümkündür. Bu nedenle satış bedelinin davalıdan alınmasına karar verilmekle birlikte, aynı zamanda ve karşılıklı olarak taşınmazların da zilyetliğinin davalılara teslimine, taşınmaz davacının elinde bulunduğundan, hükmedilen alacağa da taşınmazın iadesi tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmektedir.
Kabule göre de; davalı ...in muris ... mirasçılık belgesinde mirasçısı olarak gözükmediği halde bu hususta bir gerekçe gösterilmeden hakkında hüküm tesis edilmesi doğru görülmediği gibi .. .. da davaya dahil edilip hakkında hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy