MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
DAVACI-K.DAVALI : ... VEK.AV. ...
DAVALILAR-K.DAVACILAR : 1-...,
2-... VEK.AV. ...
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacı ile davalı ...'nın ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Sayılı ilamı ile boşandıklarını, bu karar ile müşterek çocukları olan diğer davalı ... için aylık 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini ve nafakanın her yıl TÜFE oranında artırılmasına karar verildiğini, TÜFE oranında yıllar içerisinde meydana gelen aşırı artışlar sonucu nafakanın çok yüksek miktarlara ulaştığını belirterek, ilk belirlenen nafakanın 100 TL olduğu göz önüne alınmak sureti ile, artış oranlarının yeniden belirlenmesini ve nafakanın değişen koşullara uyarlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacının maddi durumunun son derece iyi olduğunu, davalı-karşı davacı ...'in özel bir üniversitede %50 burs ile eğitim gördüğünü ve davalı-karşı davacı babanın, Elçin'in eğitim giderlerine katılmak ile yükümlü olduğunu belirterek, davalı-karşı davacı ... için, reşit olduğu 17.07.2011 tarihinden itibaren aylık 1.500 TL nafakaya hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava bakımından, müşterek çocuk Elçin'in dava tarihinden önce reşit olması sebebi ile iştirak nafakası kendiliğinden sona ermiş olduğundan nafakanın geçmişe yönelik uyarlanması talebi yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine; karşı dava bakımından ise, dava tarihinden önce reşit olan davalının iştirak nafakasının artırılmasını talep etmekte hukuki yararı bulunmadığı, davalının eğitimine devam etmesi halinde açacağı ayrı bir dava ile yardım nafakası talebinde bulunabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
./..
-2-
Medeni yargılama hukukunda egemen olan taraflarca getirme ilkesine göre davanın sebebini oluşturan vakıaların getirilmesi taraflara yüklenmiş bir ödevdir. Buna karşılık bu vakıaları mümkün olan bütün hukuki görüş açılarından inceleme ve hukuku uygulama görevi ise hâkime yüklenmiştir.
Nitekim 6100 sayılı HMK'nun 33. maddesi ve 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı YİBK'na göre olayları izah taraflara, kanunları resen uygulamak ve dolayısıyla hukuki nitelendirmede bulunmak hakime ait bir görevdir. Hakimin hukuki nitelendirmede bulunma görevine ilişkin muhtelif kararlar mevcuttur. (YHGK 11.4.2007, E. 2007/12-179, K. 2007/198), (YHGK 19.1.1974; YHGK 1.5.1991)
Somut olayda, her ne kadar mahkemece, karşı dava bakımından davacının talebi iştirak nafakasının artırılması olarak nitelendirilmiş ise de, davacı vekili dava dilekçesinde reşit olan müvekkilinin üniversite eğitimine devam ettiğini ve eğitim giderlerinin karşılanması için reşit olduğu tarihten itibaren müvekkili lehine nafakaya hükmedilmesini talep etmiş olup, bu talebin TMK.nun 328. 364. maddeleri uyarınca yardım nafakası istemine ilişkin olduğu açıktır.
Hal böyle olunca, mahkemece; karşı dava bakımından davacının iş bu nafaka talebinin "yardım nafakası" olarak hukuki nitelendirilmesi yapılarak, yardım nafakası talep edebilme koşullarının oluşup oluşmadığı inceledikten sonra hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...
Full & Egal Universal Law Academy