MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ...Aile Mahkemesinin .... sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma ile birlikte davalı kadın lehine 200 TL yoksulluk nafakasının hüküm altına alındığını; ancak, davalı kadının şu anda çalıştığını ve düzenli gelir elde ettiğini; bu nedenle, yoksulluk nafakası koşullarının ortadan kalktığını ileri sürerek; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının iyi bir gelir elde etmesine rağmen, boşanma ile hükmedilen tazminatı ödemediği gibi, nafakanın bir kısmını da icra ceza mahkemesince verilen hapis cezası neticesinde ödediğini; halen ödemediği nafaka borcu bulunduğunu, boşanma aşamasında müvekkilinin ev hanımı olduğunu, ancak günümüz ekonomik şartları nedeniyle çalışmaya başlamak zorunda kaldığını, müvekkilinin çalışma durumunun süreklilik arzetmediğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; boşanmadan sonra davalının SGK'lı olarak çalışmaya başladığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 176/3.maddesinde; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılacağı; 176/4.maddesinde ise, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması yada azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddelerde yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve ...sayılı kararında yeme, giyinme, barınma, sağlık ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.
./..
-2-
Yine; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında "asgari ücretle çalışılmakta bulunulması" yoksulluk nafakası bağlanmasını imkansız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği gibi, yoksulluğu ortadan kaldıracak bir gelir seviyesi olarak kabul edilmemektedir (HGK 07.10.1998 gün 1998/2-656 G.688 K., HGK 28.02.2007 gün ve....sayılı kararları).
Somut olayda; tarafların, 09.04.2010 tarihinde boşandıkları, boşanma kararı ile davalı lehine aylık 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağına göre davalının 1.000TL maaş ile muhasebeci olarak çalıştığı, ailesi ile ikamet ettiği; davacının ise, ekonomik sosyal durumuna ilişkin araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır
O halde, mahkemece; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının etraflıca araştırılması, bu kapsamda nafaka alacaklısı kadının yoksulluğunu ortadan kaldırır şekilde gelir elde edip etmediği ve düzenli gelir getiren bir işinin bulunup bulunmadığı hususunun saptanması, sonucunda TMK'nın 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesi de nazara alınmak suretiyle, "çoğun içinde az da vardır" ilkesi de gözetilerek, gerektiğinde nafakanın indirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak, hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...