MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 21/08/2005 tarihinde, davalıların olay tarihinde 8 yaşında olan oğulları .. tarafından, babasına ait ruhsatlı av tüfeği ile göğsünden vurulmak suretiyle yaralandığını; bu olay nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 3.000 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde; olayın kaza sonucu meydana geldiğini, müvekkillerinin davacıyı ziyaret ettiklerini, 660TL para yardımında bulunduklarını, davacının yaralanmadan önce rahatsızlıkları bulunduğunu, davacının tedavisi nedeniyle yapılan hastane ve ilaç giderlerinin .. tarafından karşılandığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; bilirkişi raporu ve taleple bağlılık ilkesi gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.000TL maddi, 3.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, aile başkanının sorumluluğu esasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; olay tarihinde evlerinin önünde ekmek pişirmekte olan davacının, davalıların oğlu Kadir tarafından yaralanması nedeni ile 21.10.2011 tarihli ...Kurumu raporuna göre muayene tarihine kadar fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğundan halihazırda maluliyete mahal olmadığı, meslekte kazanma gücüne kadar olan iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği; yaralanma ile oluşan tedavi giderleri nedeniyle, dava dışı... Başkanlığı' nın davalı ...' a karşı... İş Mahkemesinde açtığı 2009/83 E., 2011/225 K. sayılı rücuen tazminat davasında, alınan 3'lü bilirkişi raporunda, davalı ...' ın olayın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu bulunduğu ve bu davada davalıdan 2.543,83 TL ' nin tahsiline karar verildiği; kararın temyiz edilmeden 30.06.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacının geçici iş göremezlik süresinin ...Kurumu raporuna göre 21.08.2005 ila 31.12.2005 tarihleri arasında 132 gün olduğu kabul edilerek, bu süre de davacının 1.540,44 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile, tedavi ve yol giderleri için 2.835,02 TL zararı olduğu bildirilmiş ancak, tedavi giderleri hesabında giderlerin davacı tarafından mı... tarafından mı karşılandığına ilişkin değerlendirme yapılmamıştır. Bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli ve yeterli açıklıkta değildir.
O halde, mahkemece; davacı hakkında ...Kurumu'ndan alınan 21.10.2011 tarihli raporda davacının iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayacağı bildirildiği halde nedenleri açıklanmadan 132 gün üzerinden geçici iş göremezlik zararının hesaplanmış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bunun yanında, davacının olay nedeniyle hastane giderlerinin ...) tarafından ödendiği iddia edildiği halde, bu hususa ilişkin inceleme yapılmamıştır. O halde, yapılan tedavi giderlerinin ..un ödemesi kapsamı dışında kalıp kalmadığının araştırılması ve davacının ..Cumhuriyet Başsavcılığı' nın 2005/1211 Sor. Sayılı dosyasındaki 14.12.2005 tarihli kolluk beyanında davalılardan aldığını kabul ettiği 600 TL' nin gözönünde bulundurularak, konusunda uzman bilirkişiden hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy