MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2009 yılında evlendiklerini, bir müşterek çocukları olduğunu, davalının ailesi ile yaşadıklarını, davalının, davacıya karşı şiddet uyguladığını,davacının çocuğu ile birlekte ailesinin yanına yerleştiğini, davacının boşanma davasında savunma yapamadığını, herhangi bir nafaka bağlanmadığını belirterek davacı için aylık 350 TL yoksulluk nafakasına ve müşterek çocuk için aylık 200 TL iştirak nafakasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının evi terk ettiğini, eve dön çağrısına rağmen eve dönmediğini, davalı tarafından boşanma davasının kabul edildiğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı için aylık 100 TL yoksulluk nafakasına ve müşterek çocuk için aylık 100 TL iştirak nafakasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; taraflar .. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2015/170 Esas ve 2015/418 Karar sayılı ve 09.09.2015 tarihli ilamı ile anlaşmalı olarak boşanmışlar, davacı kadın yargılama sırasında herhangi bir nafaka talebi olmadığını ve müşterek çocuğun velayetinin davalı babaya verilmesi yönünde beyanda bulunmuş ve karar 17.10.1015 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı kadının kayıtsız şartsız olarak boşanma davası sırasında kendisi için nafaka talep etmeyeceği beyanı yoksulluk nafakasından feragat niteliğinde olup, davacı artık bir daha yoksulluk nafakası talebinde bulunamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.02.2012 tarih vve 2012/3-836 E.-2013/306 K.sayılı kararı da bu yöndedir.
Öyle ise mahkemece bu ilkeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda bildirilen kararı dikkate alınarak, davacının yoksulluk nafakasına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca; müşterek çocuk için davacı kadın lehine nafakaya hükmedilebilmesi için bakım ve gözetiminin davacı kadında olması gerektiği gözetilerek, mahkemece buna ilişkin araştırma yapılarak müşterek çocuğun davacı anne veya davalı babanın yanında olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu karar verilmesi doğru görülmemiş, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.