MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 27.09.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacı ... vekili Av. ... ile dahili davalılar vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; ... İli ... İlçesi...mevkiinde kain 410 parsel sayılı taşınmazın 2.757 m² 'lik kısmının ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1987 tarih ve 1985/23 Esas 1987/1507 Karar sayılı ilamı ile tapu kaydının iptaline ve davacı ... adına tesciline karar verildiğini, 17.03.1988 tarihinde kesinleşen bu kararın gereğinin yerine getirilmesinin ... Tapu Sicil Müdürlüğünden istenildiğini, ancak Tapu Sicil Müdürlüğünce 410 parselin bölünmesinden oluşan 2.757 m²'lik kısmın (1333 parsel) tapu maliki ... tarafından 20.12.2006 tarihinde ... Salman isimli şahsa devredilmiş olması sebebiyle hiçbir işlem yapılamadığının bildirildiğini, davalı ...'nın kesinleşmiş mahkeme kararının varlığını ve bu karar nedeni ile taşınmaz üzerinde hak sahipliğinin kalmadığını bilmesine rağmen taşınmazı haksız olarak üçüncü şahsa devir etmek suretiyle ... zararına sebep olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 410 parsel sayılı taşınmazın 2.757 m2'lik kısmının (1333 parsel) 3. kişilere satışından dolayı 482.500 TL alacağın 20.12.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, açılan tapu iptali ve tescil davasından haberdar olmadığını, taşınmazını 3. kişiye bedelsiz olarak devrettiği savunarak, davanın reddini istemiştir.
Yargılama sırasında, davalının ölümü nedeniyle davaya dahil edilen yasal mirasçıları, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; tapu sicil müdürlüğünce gönderilen yazı ile davaya konu taşınmazın kaydında devir ve ifraz tarihinde herhangi bir şerhin mevcut olmadığı, bu nedenle davalının sebepsiz zenginleştiğini bildiren bilirkişi raporuna itibar edilmediği, ayrıca tapu kaydının düzeltilmesi olanağı mevcut iken zarardan söz edilemeyeceği, kaldı ki zarara sebebiyet vermeyen davalının kötü niyetlide olmadığı, bu nedenlerle davalı tarafa husumet yöneltilmesinin söz konusu olamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince (davalı tarafça vekalet ücreti yönünden) temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava, davacı ...'nin de taraf olduğu tescil ilamına konu taşınmazın, kayıt maliki olan davalı tarafından 3. kişiye satılması nedeniyle, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca taşınmazın değerinin tahsili istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunun 705. maddesi; "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." hükmünü içermektedir.
Açıklanan madde uyarınca, mahkeme kararı ile tescile hükmedildiğinde, mülkiyet mahkeme kararının kesinleşmesiyle kazanılır. Tapu iptali ve tescile yönelik mahkeme kararı, kesinleşmesinin ardından hükmü veren mahkeme tarafından resen ilgili Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilir. Mülkiyet, mahkeme kararının kesinleşmesi ile kazanılmış olduğundan, tapu kütüğüne yapılan tescil işlemi kurucu değil, bildiricidir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı ...'nin, davalı aleyhine açmış olduğu tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilen tescil ilamı ile Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesi uyarınca taşınmazın mülkiyetini edindiği halde, bu kararın sicile yansıtılmaması nedeniyle çekişme konusu taşınmazın yapılan ifraz işlemini müteakip kayıt maliki olan davalı tarafından 3. kişiye satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, tapu iptali ve tescil davasında vekili aracılığı ile temsil edilen, diğer bir anlatımla tescil ilamından haberdar olan davalı, maliki olmadığı taşınmazı 3. kişiye satmak suretiyle davacı ... aleyhine sebepsiz zenginleşmiştir. Mahkemece, delillerin yanılgılı değerlendirmesi sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; taşınmazın, 3. kişiye satım tarihindeki değerini belirlemek ve bu bedelin davalı taraftan tahsiline karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de; yasa, davacı ...'ye taşınmazı devralan 3. kişiye karşı tapu iptali ve tescil davası yada taşınmazı devreden davalıya karşı alacak davası açma yönünde seçimlik hak tanımaktadır. Davacı ..., yasadan doğan seçimlik hakkını, taşınmazı devreden davalı aleyhine alacak davası açma yönünde kullanmıştır. Bu nedenle, davacı ...'nin, taşınmazı devralan 3. kişi aleyhine tapu iptali ve tescili davası açmaya zorlanması, usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, HUMK'nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibareren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy