MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların gayri resmi birlikteliklerinden bir çocuklarının bulunduğunu, velayetin kanunen annede olduğunu, davalının küçük çocuğa bakmadığı gibi zaruri ihtiyaçlarını bile karşılamadığını belirterek davalıdan müşterek çocuk için aylık 750TL iştirak nafakasının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müşterek çocuğun 2015 yılı eylül ayına kadar müvekkilinin bakım ve gözetiminde müvekkilinin annesi ... ile kaldığını, bu süre içinde davacı annenin çocuğu ile hiç ilgilenmediği gibi arayıp sormadığını, davacı tarafın müvekkilinin malvarlığından doğan gelire ilişkin iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, talep edilen nafaka miktarının çok fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; bahse konu çocuğun tarafların gayri resmi evliliği sonucu dünyaya geldiği bu çocuğun davalı tarafça tanındığı ve şu an davacı anne yanında kaldığı ve lehine iştirak nafakası bağlanması gerektiği gerekçesi ile; davanın kısmen kabulüne, müşterek çocuk ... için takdiren 300TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren her ay davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Dava; tarafların gayrı resmi birlikteliklerinden dünyaya gelen ve davalı tarafından tanıma senedi ile tanınarak nüfusuna kaydedilen 2002 doğumlu müşterek çocuk ... lehine iştirak nafakasına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
TMK.nun 182. maddesine göre; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme ise, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir.
Somut olayda; davacının sosyal hizmetler kurumunda temizlik şirketi elemanı olarak çalıştığı, davalının 1.310,71TL yaşlılık aylığı aldığı, ayrıca hırdavatçılık yapttığı ve aylık ortalama 5.000TL gelirinin olduğu, bunun yanında kendisinin işlettiği iki adet kız öğrenci yurdu bulunduğu, müşterek çocuğun ise 12 yaşında olup ortaokulda okuduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece; davalının sosyal ve ekonomik durumu ile çocuğun ihtiyaçları arasında orantısız şekilde düşük nafakaya hükmedilmiştir.
O halde mahkemece; çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri göz önünde bulundurularak daha yüksek bir nafakaya hükmetmek gerekirken, davalının gelir-gideri ve çocuğun ihtiyaçları ile orantısız şekilde düşük nafakaya hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy