MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesi ile; tarafların 08.05.2015 tarihinde kesinleşen karar ile boşandıklarını, boşanma kararı ile kendisi için 100 TL, çocuğu ...için 150 TL nafaka takdir edildiğini, ancak kendisinin çalışmadığını ve günün şartlarına göre kendisinin ve çocuğunun bu nafakayla geçinemediğini bildirerek kendisi için takdir edilen 100 TL nafakanın 300 TL'ye, çocuk ... için takdir edilen 150 TL nafakanın 400 TL'ye arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile; kendisinin asgari ücretle çalıştığını, halen ödemekte olduğu nafakayı bile ödemekte zorlandığını, hatta bu nedenle davacının kendisini şikayet ettiğini, tazyik hapsi cezasıyla karşı karşıya kaldığını, köyde kalan geçim sıkıntısı yaşayan babasının yanında kaldığını, maaşını düzenli ve tam olarak alamadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı için takdir edilen 100 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren 150 TL artırılarak 250 TL, müşterek çocuk ...Yavuz için takdir edilen 150 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 100 TL artırılarak 250 TL olarak belirlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine, yoksulluk nafakası yönünden ise;
TMK'nun 175.maddesine göre; ''Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.''
TMK'nun 176/4. maddesine göre de; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Somut olayda; davacının ev hanımı olup gelirinin olmadığı, davalının ise bir dinlenme tesisinde çalıştığı ve ortalama 900-950TL civarında gelirinin olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranı nazara alınmak suretiyle, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktara hükmetmekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy