MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2013 yılında boşandıklarını, boşanma neticesinde davalı için aylık 200 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, davacının gelirinin düşük olması nedeniyle nafaka ödemekte zorlandığını, davalının ise sigortalı bir işte çalıştığını belirterek, davalı lehine boşanma neticesinde hükmedilen aylık 200 TL'lik yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; aradan geçen sürede davalının gelirinin arttığını, kendisinin düzenli bir işi olmadığını, kısa süreli işlerde çalıştığını, ancak halihazırda 1 aydır çalışmadığını ve geliri bulunmadığını, yoksulluk durumunun devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı lehine boşanma neticesinde hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK'nun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde, mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür.
Yargıtay H.G.K.'nun 07.10.1988 gün ve 1998/2-656-688 sayılı ilamı ve 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı ilamların da kabul edildiği gibi, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da; “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakasının bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmemektedir. (H.G.K 07.10.1998 gün ve 1998/2-656-688 sayılı kararı, 26.12.2001 gün ve 2001/2-1158-1185 sayılı kararı, 01.08.2002 gün ve 2002/2-397-339 sayılı kararı, 28.02.2007 gün ve 2007/3-84-95 sayılı kararı). Ancak kaldırma talebi azaltma talebini de içermekte olup, bu durum nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile birlikte tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yoksulluk nafakası ahlaki ve sosyal düşüncelere dayanır. Onun içindir ki; bilimsel öğretide, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün, evlilik birliğinin sona ermesinden sonra da kısmen devamı niteliğinde olduğu belirtilmektedir. (... : Aile Hukuku 2. Cilt İstanbul 2002.8.294).
Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırma sonuçları incelendiğinde davacının bir fabrikada çalıştığı, aylık 1.700 TL gelirinin olduğu, 250 TL kira ödediği, evli olup, eşinin ev hanımı olduğu; davalının ise, ev hanımı olup geliri bulunmadığı, ailesiyle yaşadığı, bir çocuğunun bulunduğu, babasının aylık 2.000 TL geliri bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında yer alan ... kayıtları incelendiğinde ise, davalının 2015 yılı 11. aya ait prime esas kazancının 1.188,60 TL olduğu ve davalının 05.12.2015 tarihinde işten ayrılıp 18.12.2015 tarihinde ise başka bir işyerinde yeniden işe başladığı görülmektedir. Davacının maaş bordrosu incelendiğinde ise, 2015 yılı 11. ay maaşının 2.761,39 TL olduğu ve kesintiler sonucu kendisine ödenen net maaşın ise 971,70 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; davalının çalıştığı işin sabit ve güvenceli bir iş olmadığı ve her an için sona erdirilebileceği de dikkate alınmak suretiyle davalının elde ettiği asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, kaldırma talebinin azaltma talebini de içermekte olduğu, bu durumun nafaka miktarının indirilmesinde etken olarak dikkate alınacağı da değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır .
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.