MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; davaya konu işyerinde ... elektrik abonesi iken 07.01.2010 tarihinde davacı hakkında kaçak tespit tutanağının düzenlendiğini, ancak davacının 2006 yılında dava dışı..'a işyerini devrettiğini, fiili kullanıcı ola.. işletmenin devrinden sonra aboneliği de bütün borçları ile devraldığını, böylece davacının davalı tarafa borcunun kalmadığını, bunun yanında davacı hakkında ceza davasında yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini iddia ederek davacı aleyhine başlatılan takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı aleyhine yapılan takibin kesinleştiğini ve 3 yıl sonra iş bu davanın açıldığını, icra dosyasında 5.000 TL'nin davacı tarafından ödendiğini, daha sonra borçların taksitlendirildiğini ve peşinat olarak 3706,72 TL'nin ödendiğini, bakiye borcun ödenmediğini, dava konusu miktarların davacının aboneliği devam ederken tüketilmiş olan elektrik bedeli olduğunu ve abonelik sözleşmesinin halen devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; ..Başsavcılığının 2011/3109 soruşturma ve 2011/5534 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararında, ...'ın söz konusu işletmeyi 2008 yılında...'a devrettiğinin belirtildiği,...2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/709 Esas 2013/188 Karar sayılı ilamında ...'ın elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçlaması ile kamu davası açılmış olsa da, sanık ... tarafından işlenmediğinin sabit olması ile beraatine karar verilmesi sebebi ile davacının sübuta eren davasının kabulü ile, davacının...1.İcra Müdürlüğünün 2010/2769 Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan...2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/709 E-2013/188 K sayılı ilamının incelenmesinde; yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporu, elektriğin tamamının sayaçtan geçmesi hususları dikkate alındığında, yüklenen suçun suç kastıyla sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verildiği, temyize konu karar tarihinde Yargıtay aşamasında olup kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay HGK'nun 27.04.2011 tarih 2011/19-104E 2011/239K sayılı ilamında da açıklandığı üzere; abonesiz kaçak kullanan şahsın haksız fiil hükümleri uyarınca, abonenin de sözleşmeden doğan sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumda kaçak kullanımdan her ikisi de müteselsilen sorumludur. Buna göre davalı kurum, alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebilecektir. Bu durumda davacı da aboneliğini iptal ettirilmedikçe fiili kullanıcının eyleminden doğan kaçak elektrik bedelinden kullananla birlikte müteselsilen sorumludur.
Somut olayda; her ne kadar davacı hakkında yüklenen suçun suç kastıyla sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş ise de; davacı kaçak tespit tutanağının düzenlendiği 07.01.2010 tarihinde abone olduğu sabit olup, fiili kullanıcının eyleminden doğan kaçak elektrik bedelinden kullananla birlikte müteselsilen sorumlu olacaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre; ''Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.''
O halde yukarıda yapılan açıklamalar ve bahsi geçen kanun hükümleri çerçevesinde, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından davacı hakkında verilen beraat kararı (kaldı ki hüküm tarihinde beraat kararı kesinleşmemiştir, ancak kesinleşmiş olsa dahi) hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte olmadığı için mahkemece; konusunda uzman bilirkişiler vasıtasıyla öncelikle somut olayda kaçak kullanım olup olmadığının tespiti, eğer kaçak kullanım var ise davacının borçlu olduğu miktarın belirlenmesi sağlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy