MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin yakın akrabası olduğunu; davalının, 2000 yılında taksitle satın almış olduğu kepçeye müvekkilini ortak etmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin de kepçenin bir kısım borç taksitlerini ödediğini; ancak, davalının...larak aldığı kepçenin kiralarını zamanında ödemediği için bahse konu kepçenin esas sahibi olan şirket tarafından geri alındığını, böylece davalının müvekkilinin inancını kötüye kullandığını, müvekkili tarafından yatırılan ve fakat davalı ... adına ödenmiş olan borç taksitlerine ilişkin davalı tarafından davacıya hitaben çekilen faksta davalının, müvekkilinin alacağını 66.186 TL olduğunu kabul ettiğini belirterek; 66.186 TL' nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davacının inancının kötüye kullanılmadığını, dava konusu iş makinesinin taraflarca 2 yıl süre ile kullanıldığı halde davacının yalnız 3 borç taksidini ödediğini, davacı tarafından davalının hissedarı olduğu şirkete yapılan ödemelerin davacının şirkete olan borcuna ilişkin olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 12.000TL' nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay ....Sayılı ilamı ile "... Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi ve kepçenin bir müddet ortak çalıştırıldığı sabittir. Davacı ortaklığa katılma payını istediğine göre bu talebi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir...Somut olayda, davacının talebi adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığından, öncelikle mahkemece adi ortaklığın konusunu oluşturan bir başka deyişle adi ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
./..
-2-
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinden sonra az yukarıda açıklandığı üzere yönetici ortak olan davalıdan hesap istenerek BK'nun 538. vd. maddeleri uyarınca inceleme yapılmalıdır..." gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde; adi ortaklığın feshine, adi ortaklığın mal varlığı bulunmadığından tasfiye hakkında karar verilmesine yer olmadığına; Türk Borçlar Kanunu' nun 642. Maddesi gereğince 31.000,00 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava konusu uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, varsa adi ortaklık faaliyetinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangibir şekle tabi olmayıp, sözlü yapılan adi ortaklık sözleşmesi geçerli ise de inkarı halinde bu ortaklığın varolduğunu ileri süren kişinin bu ortaklığı, uygulanması gerekli HUMK'nun 287-288 ve 290 maddeleri gereğince (yasal sınır aşıldığından) ispatı gerekir.
Medeni Kanun madde 6 gereğince, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."
Somut olayda; Yargıtay ... Sayılı ilamı ile taraflar arasında iş makinesinden kaynaklanan adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu kabul edilmiştir. Bozma sonrasında defterdarlık uzmanı bilirkişiden alınan 10.11.2014 tarihli raporda; davalı ortağın adi ortaklıkla ilgili hesap ve belgeleri dosyaya ibraz etmediğini, dosyada mevcut dekontlardan davacının, ...aracılığıyla iş makinası için ....firmasına 6 taksitte toplam 31.000TL havale yaptığı, davalının hesabına ise 2 kez 12.000TL havale yaptığı; neticede taraflar arasında adi ortaklığın feshi halinde davacı tarafından konulan sermaye payının 55.000TL olduğunu bildirdiği; 11.11.2014 tarihli celsede davacı vekilinin rapora göre alacağın tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; davacı tarafından davalıya gönderilen ödemelerle ilgili dekontlarda her ne kadar açıklama yok ise de; taraflar arasında başkaca ilişki olduğu iddia ve ispat olunamadığından, davacı tarafından davalıya gönderilen paraların adi ortaklık ilişkisi nedeniyle gönderildiğinin kabulü ile bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile davacı tarafından davalıya gönderilen paralar yönünden davanın reddine dair hüküm tesisi davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...