MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2010 yılında evlendiklerini, davalının kız kardeşinin müvekkiline saldırması nedeni ile müvekkilinin ailesinin evine gittiğini, tarafların o tarihten beri ayrı yaşadıklarını, düğünde takılan 24 ayar her biri 22 gram ağırlığında 7 adet bilezik ve 1 adet setin davalı tarafından müvekkilinin elinden alındığını ve geri verilmediğini, ayrıca müvekkiline ait kişisel eşyaların da davalı tarafta kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 TL ziynet eşyası bedelinin davalıdan tahsiline, yine nitelikleri itibari ile tek tek sayılan kişisel eşyaların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması halinde ise tespit edilecek bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 11.11.2014 tarihli dilekçesi ile, aynen veya bunun mümkün olmaması halinde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bedelini talep etmiş oldukları 7 adet 22'şer gram bileziğin dava tarihi itibari ile değerinin 14.200 TL olduğunu ve bu miktar üzerinde eksik harcı tamamladıklarını belirtmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi isteği ile evi terk ettiğini evden ayrılmasından bir gün sonra tüm altınlarını istemesi üzerine, tüm ziynet eşyalarının müvekkilinin kız kardeşi ile davacıya gönderildiğini teslim edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, "...dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda, tarafların boşanması gündeme gelince kız tarafının taktığı takıların kadına iade olduğu ancak erkek tarafının taktığı yedi adet bileziğin verilmediği..." gerekçesi ile davanın kabulüne, 7 adet 22 ayar 22 gram ağırlığında bileziğin aynen; aynen teslimi mümkün olmaz ise bedeli olan 14.200-TL olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava; ziynet ve kişisel eşya (çeyiz eşyası) alacağı istemine ilişkindir.
HMK'nın 297/1 maddesinde hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsayacağı; 297/2.maddesinde de; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Bu yasal düzenleme gereğince, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerden herbiri hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekir. Asıl ve yardımcı taleplerden biri hakkında unutma nedeniyle olumlu veya olumsuz hiçbir karar vermemiş olması halinde hakkında karar verilmemiş olan talep zımnen reddedilmiş sayılmaz. Çünkü, bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar yoktur.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde, 7 adet bilezik yanında 1 adet takı seti bedelinin iadesini de talep etmiş, ancak mahkemece bilezik dışındaki bu ziynet eşyası talebi hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmemiştir.
Bunun yanında, dosya içerisine 12/01/2015 tarihinde sunulduğu anlaşılan ve hükme esas alınan bila tarihli bilirkişi raporu; yalnızca dava dilekçesindeki talep esas alınarak düzenlenmiş olup, bilirkişi raporu bu yönüyle hükme esas alınacak mahiyette değildir.
Hal böyle olunca mahkemece; davaya konu ziynet eşyalarının nitelikleri (adet, gram, ayar) konusunda taraf delilleri toplanarak, dosyanın uzman bir bilirkişiye tevdii ile, davaya konu edilen çeyiz eşyalarının nitelik ve değerlerinin taraf ve Yargıtay denetime elverişli bir rapor alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.