MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.04.2014 günü nişanlısı ile birlikte Mogan parkında yürüyüş yapmaktayken davalı güvenlik firmasında güvenlik personeli olarak çalışan Feyzullah Asartepe tarafından dolaştırılmakta olan güvenlik köpeği K9 un saldırısına uğradığını, köpeğin müvekkilinin diz kapağından ısırdığını, müvekkilinin bacağında ödem ve yumuşak doku travması tespit edildiğini, aşı uygulandığını, avukat olan müvekkilinin olay nedeniyle sağlığının tehlikeye düştüğü, mesleki itibarının zedelendiğini belirterek; 10.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya iadesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı Anfa Güvenlik şirketi vekili, cevap dilekçesinde; davadışı güvenlik görevlisinin kendi inisiyatifi ile köpeği eğitim alanı dışına çıkarttığını, müvekkili şirketin ihmali olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesnide; köpeğin sorumluluğunun davalı güvenlik şirketinde olduğunu, davanın husumetten reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilerek, 10.000TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
6098 Sayılı TBK md. 56. maddesi “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini gözönünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”yasal ifadesini içermektedir. Hakim, TBK md.56 gereği manevi tazminatın miktarını tayin ederken somut olayın özelliklerini dikkate alacaktır. Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği M.K. 4.maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı tazminat ve ceza değildir. Çünkü, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi davalının hukuka aykırı fiilinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Manevi tazminat, zarara uğrayanda bir huzur duygusu vermeli, duyduğu elem ve ızdırabın dindirilmesini amaç edinmelidir. O nedenle, tazminatın miktarı tayin edilirken, bu amaç ve fonksiyon gözardı edilmemelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar olmalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişen hal ve şartların olacağı da kuşkusuzdur. Hakim bu konudaki takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri kararında objektif ölçülere göre isabetli olarak gösterilmelidir.
Davaya konu olayın niteliği ve oluş biçimi gözetildiğinde; davacı yararına takdir edilen 10.000 TL manevi tazminatın fazla olduğu açıktır. O halde, davacı yararına daha uygun bir miktar manevi tazminata hükmolunmak gerekirken, fazla bir miktara hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy