MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, ...,... Mah, ... Cad. No:89/ dükkan 1 adresinde 26.03.2009 tarihinde yapılan kontrolde kaçak su kullanımı tespit edildiğini, bunun üzerine AE 57930661-4 numara ile kaçak su kullanan davalı adına resen sözleşme düzenlendiğini, gerekli tahakkuklar yapılarak borcun davalının cari hesabına yüklendiğini, başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini belirterek, takibe yapılan itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, haksız fiilden kaynaklı 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu, davalının dükkanın bir kısmını kullandığını, suyun diğer dükkanlarla ortak kullanıldığını, hesaplamanın nasıl yapıldığının anlaşılamadığını, hesaplamanın tarifeler yönetmeliğine aykırı olduğunu, alacağın likit olmadığını, belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının ... . İcra Müdürlüğü'nün 2011/5961 Esas sayılı takip dosyasında asıl alacağın 876,35 TL'sine ve gecikme zammının 112,87 TL'sine yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı hakkında kaçak su kullanımı nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı şirket hakkında düzenlenen 26.03.2009 tarihli Kaçak Su Kullanım Tutanağı ile, yapılan kontrolde sayaçlı sözleşmesiz olarak kolon sistemine ilave yapılarak kaçak su kullanıldığı tespit edilmiş ve kaçak su kullanım tutanağına istinaden davacı şirket aleyhine 20.038,57 TL kaçak su kullanım bedeli tahakkuk ettirilmiştir.
Dosya içerisinde, kaçak su tahakkuk tutanağına rastlanmamıştır.
Yargılama sırasında mali müşavir tarafından düzenlenen ilk bilirkişi raporunda ... tarifeler yönetmeliğine göre kaçak su tahakkukunun 90 günü aşamayacağından istenebilecek tutarın 876,35 TL ve gecikme zammı 112,87 TL hesaplama yapılmıştır. Jeofizik mühendisi tarafından düzenlenen ikinci bilirkişi raporunda, kullanılan kaçak su miktarının bilindiği, 3561 m3 olan 30.731,97 TL kaçak su bedelinin davacı kuruma ödenmesi gerektiği bildirilmiştir.
Mahkemece, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur.
HMK 266.hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak, bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim, raporu serbestçe takdir eder.
6100 Sayılı HMK 281.maddesi uyarınca; (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.
(2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.
(3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.
Bu durumda mahkemece, kaçak su tahakkuk tutanağı kurumdan getirtilerek konusunda uzman bir bilirkişiden dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile ilgili tarife yönetmeliği kapsamında ve alınan 2 bilirkişi raporlarındaki çelişkileri de giderecek biçimde, ayrıntılı, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, birbiriyle çelişen raporlardan birincisine itibar edilerek, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy