MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesi ile ; davacının işyerini kiraladığını, mevcut aboneliğin fiili kullanıcısı olduğunu,kaçak tutanağı tutulduğunu ,tahakkukun neye dayanarak hesaplandığının anlaşılmadığını ileri sürerek; borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,cevap dilekçesi ile ; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, tahakkuk ettirilen 78.615.20.- TL nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesinde; Gerçek veya tüzel kişiler tarafından, sayaca müdahale edilerek mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15.maddesinde de; Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından uygulanacak “Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar” hakkında 622 sayılı karar alınmıştır.
Somut olayda;...Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28/03/2012 tarihli raporda, sayaç üzerinde TC mühür fekkinin olduğu, müdahale edilerek ana kartının değiştirildiği, verilerine proğram ile, müdahale edildiği belirtilmiş; 21/04/2012 tarihli kaçak tutanağında ise, anılan rapora yollama yapıldığı, ana kartın değiştirildiği, iç mekanizmada müdahaleden kaynaklanan lehim izlerinin olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme dayanak alınan ve elektrik mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda ise; sayaç tüketimlerinde kaçak elektrik kullanımına dair bulgu olmadığı görüşünde bulunulmuştur . Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz etmiş, yeni bilirkişi raporu alınması talebi de mahkemece reddedilmiştir .
Kaçak elektrik tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerdendir. Tutanağın aksinin iddia edilmesi halinde bundan kendisine hak bahşeden kişinin aksini ispat etmesi gerekir. Olayda, tutanağın aksi davacı tarafından ispat edilmemiştir.
Mahkemece; dosyanın önceki bilirkişi dışında üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi kurulundan davalının davacı taraftan isteyebileceği dava konusu bedellerin (kaçak ve kaçak ek tahakkuku), kaçak tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan EPMHY ve 622 sayılı EPDK kararı hükümlerine göre hesaplanması konusunda ve itirazları da karşılayacak şekilde denetime elverişli rapor alınması , sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.