Davacı ... ile davalı ... aralarındaki eşya alacağı davasına dair...Aile Mahkemesinden verilen 26/06/2014 günlü ve .....sayılı hükmün düzeltilerek onanması hakkında dairece verilen 14.10.2015 günlü ve ....sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; taraflar arasında....Aile Mahkemesinin ... numarası ile devam etmekte olan boşanma davası bulunduğunu, müvekkilinin evliliği boyunca görmüş olduğu şiddet ve hakaretler sebebiyle 05.05.2012 tarihinden bu yana babasının evinde kaldığını, ancak evden ayrıldığı sırada evde kalmış bulunan ve müvekkiline ait olan ziynet eşyalarının hiçbirisinin müvekkiline teslim edilmediğini iddia ederek, düğün esnasında takılan takıların aynen iadesini, olmazsa bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; ziynet eşyalarının müvekkilinde olmadığını, listede yazılı eşyaların miktar ve değer olarak abartılı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; ziynet eşyaları konusundaki davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 4 adet 22 ayar takı bileziği (4.790 TL), 2 adet bombe bilezik (3.832 TL), 2 adet yarım altın (660 TL), 24 adet çeyrek altın (3.960 TL) dan oluşan toplam 13.242 TL'lik ziynet eşyalarının davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, mümkün olmaması halinde 13.242 TL'lik bedelin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.10.2015 tarih ve ... Karar sayılı ilamı ile "....sair temyiz itirazlarının reddi ile ...Mahkemece; bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş olsa da hüküm kısmında bedelinin tahsiline karar verilen ziynet eşyalarının cins, nitelik ve miktarı belirtilmiş, ''gram''ları gösterilmemiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna bakıldığında tespit edilen ziynet eşyalarının gramının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda belirtilen hususlar ayrı ayrı hükme yazılmış olmasa da bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün 2.fıkrasından ''4 adet 22 ayar takı bileziği, (4.790 TL ) 2 adet bombe bilezik (3.832 TL)'' ifadelerinin çıkartılarak yerine ''4 adet 22 ayar takı bileziği, bir adeti 12.50 gr (4.790TL), 2 adet bombe bilezik, bir adeti 20.00 gr (3.832 TL)'' ifadelerinin eklenmek suretiyle düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına..." karar verilmiş, Dairemiz kararına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
.../...
-2-
Mahkemece, davacıya düğünde takılan takıların tespiti için bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, bilirkişi raporunda CD ve fotoğraflarda görüp tespit ettiği ziynetlerin 4 adet 22 ayar takı bilezik, 2 adet baca bombe bilezik, 2 adet yarım altın, 24 adet çeyrek altın olduğu ve 1.150,00TL nakit takılan para ile toplam değerinin 14.392,00 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili, bilirkişi tarafından düğün CD'lerinin iyi incelenmediğini, dikkatle incelendiğinde (hangi dakikada ne takıldığını da belirterek ) tüm takılan ziynetlerin tespit edilebileceğini belirterek rapora itiraz etmiş, mahkemece itiraz doğrultusunda aynı bilirkişide ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi ek raporunda; Düğün CD'sinin takı kayıtları kısmını bir büyüteç programı ile yeniden incelediğini, ayrıca resimleri büyüteçle inceleyerek takılmış olan ziynet takılarının adetlerini tespit ettiğini, kalabalık esnasında takılmış olanlara tekrar baktığında para taktığını sandığı birkaçının ziynet taktıklarını belirlediğini, ziynetlerin 6 adet baca bombe bilezik, 4 adet 22 ayar takı bilezik, 2 adet yarım altın, 31 adet çeyrek olduğunun tespit edildiği ve dava tarihi itibariyle değerinin 22.061,00 TL olduğu belirtilmiştir.
HMK.nun 266 ve devamı maddeleri uyarınca hakim; çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakim, kendisinin sahip olmadığı özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurur. Bu nedenle, bilirkişinin kendisinden sorulan husus hakkında, özel ve teknik bir bilgiye sahip olması, başka bir deyişle o konuda uzmanlaşmış olması gerekir.
HMK’nun 281.maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olayda mahkemece, ilk alınan rapor hükme esas alınmış, rapora itiraz üzerine alınan ek rapora neden itibar edilmediği, rapor sonucunun neden yanlış olduğu ve kabul edilemeyeceği noktasında bir gerekçe gösterilmemiştir.
Anayasa’nın 141.maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
.../...
-3-
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların, hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira, tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle, o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yeralan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3.maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK.nun 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir. Yine HMK.nun 27. maddesinin 2. bendi “c” bölümünde de hukuki dinlenilme hakkının “Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini” de içerdiği açıklanarak bu husus vurgulanmıştır.
Hal böyle olunca, dosyaya sunulan ek bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği belirtilmeden ve hükmedilen sonuca nasıl varıldığı konusunda herhangi bir açıklama yapılmaksızın, yazılı şekilde ilk rapor doğrultusunda hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca kabule göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297.maddesi, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında ; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir.
İstem hakkında karar verilirken istenilen eşyaların her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık, şüphe ve infazda tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Mahkemece; bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuş olsa da hüküm kısmında bedelinin tahsiline karar verilen ziynet eşyalarının cins, nitelik ve miktarı belirtilmiş olmasına karşın, ''gram''larının gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir.
.../...
-4-
Ne var ki; mahkeme kararının açıklanan bu gerekçeler ile bozulması gerekirken zuhulen düzeltilerek onandığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 14.10.2015 tarih ve ... Karar sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılarak....Aile Mahkemesi'nin 26.06.2014 gün ... Karar sayılı kararının yukarıda açıklanan sebeplere binaen BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...