MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki araç mülkiyetinin tespiti ve tescili-alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı,davalı şirket ortakları ile kendisi arasında düzenlenen 24.10.2007 tarihli harici araç satış sözleşmesi ile davaya konu edilen ..... plakalı aracın 65.000 TL bedelle kendisine satışı hususunda davalı ile anlaştıklarını,söz konusu bedelin 25.000 TL'sini peşin olarak davalı şirket ortaklarına elden ödediğini,bakiye 40.000 TL'nin ise aralarındaki anlaşma uyarınca araç ile ilgili olarak kredi borcuna mahsuben dava dışı .... Organize Sanayi Şubesi'ne bizzat veya havale yoluyla kendisi tarafından ödendiğini,ayrıca davaya konu edilen araç ile ilgili olarak satış tarihinden itibaren sözleşme gereğince tüm maliye, sigorta, trafik ve vergi cezalarını da kendisinin ödediğini, ancak davalı şirketin kendisine ilgili aracın devrini yapmadığını ileri sürerek,davalı adına olan ..... plakalı aracın trafik kaydının iptalini ve kendi adına tescilini, bu talep yerinde görülmez ise fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete ödenen 65.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı,ilgili aracın davacı adına tesciline yönelik talebi kabul ettiklerini,bu kapsamda davacının istediği zaman bu aracın devrini davalı şirketten alabileceğini, davacının tazminata yönelik talebini ise kabul etmediklerini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile,..... plakalı aracın davacı ... adına tespiti ile aracın trafik sicil kaydındaki kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava;harici araç satışından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1-Davacının trafik kaydının iptali ve adına tescili talebinin incelenmesinde;
Somut olayda;davacı ile davalı şirket ortakları arasında düzenlenen harici araç satış sözleşmesi ile davaya konu edilen ..... plakalı aracın 65.000 TL bedelle davacıya satışı hususunda tarafların anlaştıkları,bu kapsamda davacı tarafından 25.000 TL'nin davalı şirket ortaklarına elden ödendiği, kalan 40.000 TL'lik bedelin ise banka havalesi yolu ile
davalıya farklı zamanlarda ödendiği,ayrıca araca ait tüm trafik,sigorta ve vergi cezalarının da davacı tarafça ödendiği,bu şekilde tüm araç bedelinin davacı tarafça davalıya ödenmesine rağmen davaya konu edilen aracın davacıya devrinin yapılmadığı ileri sürülerek ,davacı tarafından eldeki davanın açıldığı sabittir.
Davacı,söz konusu aracın davalı adına olan ..... plakalı aracın trafik kaydının iptalini ve kendi adına tescilini, bu talep yerinde görülmez ise fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirkete ödenen 65.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş,mahkemece davanın kabulü ile,..... plakalı aracın davacı ... adına tespiti ile aracın trafik sicil kaydındaki kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de,yargılama sonucunda tesis edilen tescil işlemi, idari bir işlem olup trafik kaydındaki tescilin iptali ile tescile karar verilmesi, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı bir karardır. Oysa adli yargı yerinde, idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemez.Bu nedenle mahkemenin ilgili aracın davacı ... adına tespiti ile aracın trafik sicil kaydındaki kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline yönünde hüküm tesis etmesi doğru görülmemiştir.
2-Davacının araç bedelinin iadesine yönelik talebinin incelenmesinde ise;
Trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören her türlü sözleşmelerin geçerliliği 2918 sayılı Kanunun 20/d maddesi uyarınca resmi şekilde yapılmalarına bağlıdır.Burada sözü edilen resmi şekil,sözleşmenin noterde re’sen düzenleme şeklinde yapılmasıdır.Bu şekil şartı geçerlilik şartı olup,bu şekle uygun yapılmayan sözleşmeler baştan itibaren geçersizdir.Geçersiz sözleşmeler ise taraflar için hak ve borç doğurmazlar.Taraflar sadece ve ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak geri isteyebilirler.(HGK,2003/4-676 E. ve 2003/639 K. sayılı kararında açıklandığı gibi )
Bu kapsamda somut olayda;davacının araç bedelinin iadesine yönelik talebi bulunduğu da anlaşılmakla, davacının davaya konu edilen araç için ödediği bedeli yukarıda ifade edilen yasa hükümleri uyarınca talep hakkına sahip olduğu gözetilerek ,ilgili araç için ödediği bedelin tespiti ile bu bedelin mahkemece hüküm altına alınması gerekmektedir.
Hal böyle olunca mahkemece;yukarıda ifade edilen açıklamalar dikkate alınmak suretiyle,yargılama sonucunda tesis edilen tescil işleminin idari bir işlem olup trafik kaydındaki tescilin iptali ile tescile karar verilmesinin idareyi işlem yapmaya zorlayıcı bir karar olduğu,adli yargı yerinde idareyi işlem yapmaya zorlayıcı türden bir karar verilemeyeceği,ancak davacının araç bedelinin iadesine yönelik talebi de bulunduğu,bu kapsamda davacı tarafından davaya konu edilen araç için ödenen bedelin mahkemece belirlenmesi ve bu bedelin hüküm altına alınması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA,peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy