MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kiracılık sıfatının tesbiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı kiraya veren tarafından tahliye işlemi başlatıldığını, müvekkili hakkında usulune uygun tahliye davası olmadığını belirterek kiracılık sıfatının tespitini istemiştir.
Davalı vekili dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kiracılık sıfatının tespiti davalarında bir yıllık kira bedeli üzerinden harç alınması gerektiği, Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinde ise alınması gereken harcın dörtte birinin peşin alınacağı ve kalanın ise kararın verilmesinden itibaren iki ay içerisinde ödeneceği, 32.maddesinde de yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı, 30. maddesinde ise muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağı, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Olayımıza gelince; Davacı dava dilekçesinde davalı Belediyeden kiraladıkları taşınmazlardan tahliyelerinin istendiğinden bahisle kiracılık sıfatının tespitini istemişlerdir. Dava maktu harç ile açılmış, hükümle birlikte de maktu harç alınmasına karar verilmiş ise de, davaya konu kira sözleşmesinde yıllık kira bedelinin 331.000 TL ve KDV olarak belirlendiği, davada belirlenen dava değerinin kira sözleşmesine göre düşük olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece bu husus üzerinde durulup dava tarihi itibarı ile davacının ödediği yıllık kira bedeli tespit edilerek, bu değer üzerinden yukarıdaki esaslara göre harcın tamamlattırılarak, ondan sonra yargılamaya devam olunması gerekirken yazılı şekilde harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilmesi doğru olmadığı gibi, hükümde nisbi harca hükmedilmesi gerekirken Harçlar Kanunu'nun 17. maddesine aykırı olarak maktu harca hükmedilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy