MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı ile kardeş olduklarını, uzun yıllardır davalı abisi ile birlikte adi ortaklık şeklinde süren meyve fidanı ve süs bitkisi yetiştiriciliği yaptıklarını, bu ortaklık kapsamında, son dört yıl boyunca, gerek Bademli Fidancılık Kooperatifi ile birlikte gerekse de kooperatif ile bağlantı olmaksızın yalnızca adi ortaklık namına fidan ekimi ve satış işi yaptıklarını, ancak davalının 2006- 2007- 2008 dönemlerinde kendisine ortaklık gelirinden pay vermediğini, davalının ortaklık adına son üç yılda kooperatiften ve iş yapılan diğer kurumlardan 200.000,00 TL almış olmasına karşın kendisine yalnızca 10.000,00 TL ödeme yaptığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere 8.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18/08/2014 tarihli dilekçesi ile talebini 30.577,24 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, davacı ile arasında adi ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, Kooperatiflikte ortak yapılan işlerde payının %40 olduğunu, işin kendisine ait olduğunu, kayıtların kendi adına olduğunu, davacı kardeşinin düğün, ameliyat gibi bütün masraflarını karşıladığını, davacı kardeşinin de aile yardımlaşması kapsamında kendisine destek olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 8.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren 21.909,47 TL' nin ıslah tarihi olan 18/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 29.909,47 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24/04/2017 tarihli, 2015/17212 E. ve 2017/5794 K. sayılı ilamı ile, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenlerin bilimsel verilere uygun gösterilmediği, raporda yapılan üretim giderlerinin hangi
veriler esas alınarak hesaplandığının açıklanmadığı ve bu verilere dayanak belgelerin gösterilmediği, düzenlenen raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu nedenlerle ziraat mühendisi bilirkişiler ile bir de adi ortaklık konusunda uzman bilirkişiden oluşacak uzman bilirkişi kurulundan, raporun dayanağı olan somut ve bilimsel verileri de içerir ve açıklar şekilde, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, alınan raporda bilimsel verilere uygun dayanak belgeler gösterilmek suretiyle hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 18/09/2009 tarihinden, 18.280,98 TL'nin ıslah tarihi olan 18/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, adi ortak olan davacı ve davalı arasında talep konusu dönemler için dağıtılması gereken kar payının miktarına ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; tarafların aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava konusu edilen dönemlerde elde edilen gelir hesabına yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Hükme esas alınan 25/02/2019 tarihli kök ve 16/01/2020 tarihli ek raporda, bozmadan önce alınan ziraat bilirkişi raporundaki hesaplamaların uygun olduğu, bu nedenle raporda belirlenen meyve fidancılığından elde edilen 153.017,22 TL brüt gelir ile süs bitkileri fidancılığından elde edilen 41.232,25 TL brüt gelirin hesaplamada aynen esas alındığı belirtilmiştir. Ancak gelir hesabında esas alınan 26/03/2014 havale tarihli rapora, adi ortaklığın münferiden (kooperatifilik haricinde) yaptığı fidan yetiştiriciliğinden elde edilen gelirlerin de hesaplamaya dahil edilmesi hususunda itiraz edilmiş, alınan 12/02/2015 tarihli ek raporda; 5. ve 6. tarlaların gelirinin de hesaplamada dikkate alındığı, ayrıca davacının hesabına yatırılan paraların da adi ortaklık gelirinde hesaplamalara dahil edildiği belirlenmiştir. Gelinen bu noktada, hükme esas alınan raporda adi ortaklık gelir hesabının taraflarca itiraza uğrayan ve bozma ilamımızda da denetime elverişli olmadığı açıkça belirtilen rapor esas alınarak yapılması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece, dava konusu edilen dönemde adi ortaklığın elde ettiği gelirin tereddütsüz belirlenmesi amacıyla, davacının adi ortaklığın münferiden yaptığı fidan yetiştiriciliğinden elde edilen (5. ve 6. tarlalardan) gelirlerinin dikkate alınması yönündeki; davalının ise davacının hesabına yatırılan paraların hesaplamada esas alınması yönündeki itirazlarını karşılar, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması, gider hesabının ise hükme esas alınan rapordaki (25/02/2019 tarihli kök ve 16/01/2020 tarihli ek) değerin kabul edilerek adi ortaklık karının tespit edilmesi ve sonucuna göre davacının, davalıdan olan alacağı hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.