MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda; davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalılarla imzaladığı tellallık sözleşmeleri gereğince yüklendiği hizmeti tam olarak yerine getirmesine rağmen sözleşmelerde kararlaştırılan ücretlerin ödenmediğini, tellal olan davalı ...'la davalılara birlikte hizmet verildiğini, hak edilen ücretin ise ... tarafından tek başına tahsil edildiğini, verdiği hizmet bedelinin tahsili için davalılar hakkında icra takibi yaptığını, davalıların yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki haksız itirazın iptaline ve lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; sözleşmenin hile ve kasten hataya düşürülerek imzalatıldığını, tellallık hizmetinin ... tarafından verildiğini, sözleşmenin geçersiz olduğunu, geçerli kabul edilse bile şarta bağlı imzalanan sözleşmenin şartın gerçekleşmemesi nedeniyle geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Davalı ...; kiralayarak işlettiği iş yerini mal sahibiyle görüşerek devir ettiğini, davacıyla tellallık sözleşmesi imzalamadığını ve iddia edilen hizmeti almadığını savunarak, haksız açılan davanın reddini dilemiştir.
Davalı ...; söz konusu taşınmaz için mal sahibinden aldığı yetkiye dayanarak diğer davalılara tellallık hizmeti verdiğini, davacının davalılara hizmet vermediğini, davacıyla birlikte hareket edilerek hizmet de verilmediğini, mal sahibinin sadece kendisini yazılı olarak yetkilendirdiğini ve davacının hiçbir hak ve yetkisinin olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 2013/26853 Esas 2013/32576 Karar sayılı kararıyla; davalı ... ile imzalanan 30.04.2010 tarihli sözleşme ve davalı ... ile imzalanan 28.03.2010 tarihli sözleşmede davacının imzasının bulunmadığının ve sözleşmelerin bu haliyle geçersiz olduğunun anlaşılmasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerektiği, davalı ... tarafından imzalanan 28.03.2010 tarihli sözleşmenin ise geçerli olup taraflar açısından bağlayıcı olduğu, hal böyle olunca; mahkemece, davacı ve davalı ... tarafından imzalanmış olan 28.03.2010 tarihli geçerli sözleşmeyle kararlaştırılan içerik çerçevesinde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece; davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.12.2018 tarihli ve 2016/12234 Esas 2018/12578 Karar sayılı kararıyla; bozma gereğinin yerine getirilmediği, gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın, davalı ... ve davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüyle takip dosyasında, takip tarihi itibariyle davacının davalı ...'dan 17.424,00 TL alacaklı olduğunun tespitiyle bu miktara vaki itirazın iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen ilk hükümde ''Davalılar vekili lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3.kısmı gereğince hesap ve taktir olunan 3.816,64 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine'' karar verilmiş olup verilen bu karar davalılar tarafından temyiz edilmemiştir. Bu itibarla; davalılar ... ve ... lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden, davacı lehine doğmuş olan usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek şekilde, adı geçen davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın düzeltilerek onanması HUMK 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (5) ve 6 numaralı bentlerinin çıkartılarak yerine " 5-Davalılar ... ve ... lehine 3.816,64 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine," bendinin yazılmasına buna bağlı olarak hüküm fıkrasının (7) ve (8) numaralı bentlerinin (6) ve (7) numaralı bentler olarak değiştirilmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 1.673,90 TL bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.