MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıdan satın aldığı otomobilin pert kaydı olduğunu öğrendiğinde 20/06/2014 tarihinde davalıya ihtarname göndererek sözleşmeden döndüğünü satış bedelinin kendisine iade edilmesini istediğini, davacının iade yapmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla satış bedeli olan 36.000 TL 'nin bu mümkün olmazsa aracın değerindeki düşüş nedeniyle uğradığı zararın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 05/01/2015 tarihli dilekçesiyle bilirkişi tarafından değer farkı olarak tespit edilen 12.000 TL'nin ihtarname tarihinden ve bu miktara bugüne kadar işlemiş faiz tutarı olan 1.656 TL nin dilekçe tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne 12.000 TL'nin 27.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen ilk kararın Yargıtay 13.HD'nin 2016/22906e. 2019/7047 k. Tarihli kararıyla hükmün gerekçesinde reddedilen faiz talebinin hangi kısıma ilişkin olduğu ile ilgili açık ve anlaşılır bir gerekçe gösterilmediği gerekçesiyle bozulması ve mahkemece bozmaya uyulması üzerine bu sefer ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren temerrüt oluştuğu belirtilerek yine davanın kısmen kabulüne 12.000 TL'nin 27.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere davalının bütün temyiz sebeplerinin reddi gerekir.
2-HMK’nın 111. maddesinde düzenlenen biçimde terditli dava açılabilir. Terditli davalarda aynı davalıya karşı birden fazla talep, aralarında bir aslilik ferilik ilişkisi kurmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürülebilir. Ancak bu talepler arasında hukuki
bağlantının bulunması şarttır. Öte yandan, anılan Yasa’nın 111/2. maddesinde belirtildiği üzere mahkemece davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz. Terditli (kademeli) olarak açılan davalarda ilk talebin reddine bağlı olarak ikinci talep hakkında kabul kararı verilmesi durumunda iki ayrı dava için iki ayrı harç ve yargılama giderlerine hükmedilemez. İkinci talep hakkında verilen karara göre harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderleri hakkında hüküm kurulur.
Somut olayda davacı satış bedeli olan 36.000 TL'nin iadesini olmazsa uğradığı zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 05/01/2015 tarihli dilekçesiyle zarar talebini bilirkişi raporu üzerine 12.000 TL olarak belirlemiştir. Mahkemece davacının ikincil talebi kabul edildiğine göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, 2.880,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi tekrar yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK m.438/7 hükmü gereğidir.
SONUÇ: 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün "4-Davalı vekili için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 2.880,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine," şeklindeki 4.bendinin metinden çıkartılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 609,30 TL bakiye harcın davalıya yükletilmesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08/03/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.