MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde karşılıklı olarak görülen itirazın iptali ile tazminat davalarından, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; asıl davaya ilişkin davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, karşı davaya ilişkin tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verdiği karar, taraflarca duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 16/11/2021 tarihinde davacı/karşı davalı ve karşı davada davalı vekili Av. ... ile davalı/karşı davacı vekili Av. ... geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; kiralananı hasarsız ve eksiksiz olarak teslim ettiği halde depozito bedelinin iade edilmediğini, davalının yapılan şifahi bildirimlere rağmen tahliye sırasında hazır bulunmaması nedeniyle taşınmazın durumunu noter aracılığıyla tespit ettirme ve bu sebeple masraf yapmak zorunda bıraktığını, depozito bedeli ile masrafların tahsili için takip başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, davalının İcra İnkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı; tahliyeden sonra yaptırılan tespitte kiralananın hasarlı olduğunun belirlendiğini, depozitoyu uğradığı zarara karşılık mahsup etme hakkı olduğunu, raporunda kötü kullanım sonucu oluşan zararın toplamının 98.50 TL olduğunun ve eski hali getirme için üç aylık bir zamana ihtiyaç olduğunun belirtildiğini, depozito bedelinin tazminat alacağından mahsubu ile borcu bulunmadığını savunarak asıl davanın reddine, kötü niyetli takip yapıldığından davacının tazminata mahkum edilmesini istemiş, karşı davasında ise; karşı davalının kiracı olduğu 01/12/2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesini diğer davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını tespit dosyasında belirlenen söz konusu hasar ve zararları gidermek için 263.586,95 TL ödediğini ayrıca delil tespiti nedeniyle 854,20 TL ile gönderilen ihtarname nedeniyle 136,41 TL masraf yaptığını davalının bildirilen tarihte kiralananı tahliye etmemesi nedeniyle hakkında tahliye davası açmak zorunda kaldığını, tahliye davası nedeniyle avukatına 5.900 TL vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, yurtdışından kesin dönüş yaptığını davalının kiralananı tahliye etmemesi nedeniyle daha küçük bir evde ikamet etmek zorunda kaldığı gibi eşyalarınıda depoda muhafaza etmeye mecbur bırakıldığını, bu nedenle 24.150 TL depo masrafı ödediğini, maddi zararının toplam 294.627,56 TL olduğunu, kendi konutuna yerleşmemesi nedeniyle sosyal yaşamlarının etkilendiğini, ailesi ile birlikte yıprandığını ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca 50.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte karşı davalı ...'den tahsilini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; kiralananın geç tahliye edilmesi nedeniyle kiraya verenin kiralanana nazaran çok daha küçük bir yerde ikamet etmek zorunda kalmasının davalı/karşı davacı kiraya veren yararına bir manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmeyeceği, öte yandan davalı/karşı davacının dava nedeniyle avukatına ödemiş olduğu avukatlık ücretinin tahsilini dava etmiş ise de; vekalet sözleşmesinin taraf ile vekili arasında hüküm ifade ettiği, mahkemece HMK'nın 323. ve devamı maddelerinde yer alan yargılama gideri niteliğindeki vekalet ücretine hükmedilebileceği, bunun da Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirleneceğinden talebin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/114 D. İş sayılı dosyasında yer alan bilirkişi tespit raporunda belirtilen olgular da dikkate alınmak üzere dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, bilirkişi kurulu raporlarında özetle; davacı / karşı davalı kiracının karşılaması gereken hasar giderim bedelinin 80.125 TL olduğu, 45 takvim günü içerisinde işlerin tamamlanabileceğinin mütalaa edildiği, hükme elverişli bulunan bilirkişi kurulu raporu esas alındığında 45 takvim gününe karşılık gelen kira kaybının 7.500 TL olduğu, 854,20 TL delil tespiti giderleri ile 136,41 TL noter masrafları eklendiğinde davalı/karşı davacının maddi tazminat tutarının 88.615,61 TL olarak hesaplandığı, bu meblağdan 7.500 USD güvence bedeli tutarının takip tarihi itibariyle karşılığı olan 19.145,10 TL ve noter emanet tutarı olan 3.194,45 TL'nin toplamı olan 22.339,55 TL'nin mahsubu sonucu davalı/karşı davacının alacağının nihai olarak 66.276,06 TL olarak hesaplanması gerektiği, güvence bedelinin bu meblağdan mahsubu sonucu davacı/karşı davalı kiracının bir alacağı kalmadığı, davacı/karşı davalının icra takibinde kötü niyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle; itirazın iptali davasının reddine, davalı-karşı davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, karşı davacının manevi tazminat talebinin reddine, karşı davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 66.276,06 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, kira sözleşmesinde, kiralananın teslim sırasında "tam ve mükemmel konak" durumunda olduğunun yazılı olmasının kiracıyı bağlar nitelikte olduğu ancak tarafların e-mail yazışmalarında teslimden sonra kiracının bir kısım eksiklik ve bozuklukları kiraya verene bildirdiği, gerek 2015/114 D.İş dosyası bilirkişi raporu gerekse ilk derece mahkemesine sunulan bilirkişi raporunda hor kullanma olarak kabul edilen hasar kalemlerinin, e-mail yazışmaları, raporlara ekli fotoğraflar, davacı/karşı davalının kiralananı kullanma süresi, hor kullanmaya ilişkin yerleşik Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda; hor kullanma olarak kabul edilebilecek hasarların; iç kapıların iyileştirilmesi ve gerekli bakımın yapılması, mutfak dolaplarında yenileme ve bakım işlerinin yapılması, bahçe aydınlatmasının çalışır hale getirilmesi, otopark kumandalı otomatik kapının çalışır hale getirilmesi olduğu, bunlardan bilirkişilerin yaptığı hesaplamada olduğu gibi değiştirilmesi/yenilenmesi gereken kısımlardan %25 eskime payı düşülerek yapılan hesaplamaya göre toplam 23.375 TL hor kullanmadan kaynaklanan tazminat hesaplandığı, hor kullanma olarak kabul edilen bu kalemlerin takdiren 15 gün süre içinde tamamlanacağı, kiraya verenin tadilat süresi olarak geçecek olan 15 gün karşılığı kira kaybına uğrayacağı, buna göre 15 takvim gününe karşılık gelen kira kaybı tutarının 4.500 TL olacağı, hor kullanmadan kaynaklanan toplam zararın bu şekilde 27.875 TL olduğu ilk derece mahkemesince noter masrafı ile delil tespiti dosyası masraflarının tazminat kabilinden sayıldığı ve bu taleplerin kabul edildiği ancak dosyaya ibraz edilen 23/12/2013 tarihli tahliye taahhütnamesine göre hiçbir şekilde geç tahliyenin söz konusu olmadığı ve karşı davacının bu sebebe dayalı olarak istediği tazminatın reddi gerektiği, depozito bedelinin kira sözleşmesinde 6.500 USD olduğu ancak ilk derece mahkemesi kararında hatalı olarak 7.500 USD hesaplandığı, yeniden yapılan hesaplamalarda kira sözleşmesinde yazılı olan 6.500 USD depozito miktarı dikkate alındığı, tahliye tarihi itibariyle 6.500 USD karşılığının 18.070 TL olduğu, hor kullanma nedeniyle kiraya verenin uğradığı zararın toplam 27.875 TL olması nedeniyle davacı kiracının depozito tutarının iadesini, talep edemeyeceği, zira hasarın depozito tutarından fazla olduğu, karşı davacının da maddi tazminat talebi olarak sadece 27.875 TL talep edebileceği, diğer maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığı, karşı davadaki maddi tazminat talebinin depozitodan mahsubu ile 9.805 TL kısım bakımından kabulü gerektiği, karşı davacının manevi tazminat talebi hakkında ilk derece mahkemesinin red hükmünün ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı tarafın asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı ve davalıların karşı davayı yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, karşı davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 23.375 TL hor kullanma tazminatı ve 4.500 TL kiralananın tadilatı için geçecek süre nedeniyle kira kaybı olmak üzere toplam 27.875 TL maddi tazminat miktarından, karşı davalının halen karşı davacı uhdesinde bulunan depozito bedeli olan 6.500 USD (18.070 TL)'nin mahsubu ile bakiye 9.805 TL'nın karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile karşı davacıya verilmesine, karşı davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine, karşı davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Somut olayda; ilk derece mahkemesinde görüşüne başvurulan bilirkişileri tespit raporunda belirlenen bedellerin rayice uygun olduğu ancak üç aylık tamir süresinin fazla olduğu, 45 takvim gününün yeterli olacağı, hor kullanımdan kaynaklanan hasarlardan, onarımı mümkün olanlar için onarım bedeli, onarılmayacak derece olanların yenileme bedelinden, yıpranma payı düştükten sonraki bedelinden kiracının sorumlu olacağı belirtilmiş, buna göre hor kullanımdan kaynaklanan zarar 80.125 TL hesaplanmıştır. Bölge adliye mahkemesince, bilirkişi raporunda belirtilen kalemlerin bir kısmının hor kullanma olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilerek buna göre yeniden hesaplama yapılmış, sözleşmede (makul süre) kararlaştırılmadığı gibi, uzman bilirkişi tarafından belirlenen 3 aylık tamir süresi kira kaybından ayrılarak takdiren belirlenen 15 günlük tamir süresince kira kaybına hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunu yeterli görmeyen bölge adliye mahkemesinin eksik hususlarda ek bilirkişi raporu veya yeni bir heyetten rapor alması gerekirken, hakimlik mesleğinin gereği dışında teknik bilgi gerektiren dava konusu uyuşmazlıkta yaptığı değerlendirme sonucu karar vermesi usul ve kanuna aykırıdır.
3)Karşı davada; davalı-karşı davalı tarafından talep edilen delil tespiti ile ihtarname masrafları yargılama giderlerine dahildir. Bu itibarla, bu masrafların yargılama giderleri kapsamında değerlendirilip, haklılık durumuna göre hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4) Karşı davada; alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili talep edilmesine rağmen, olup bölge adliye mahkemesince hükmedilen alacağa işleyecek faiz yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması usul ve kanuna aykırıdır.
5) Bozma nedenlerine göre; davalı/karşı davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü ve dördüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, beşinci bentte belirtilen nedenle davalı/karşı davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 3.050 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin yekdiğerinden alınıp yekdiğerine verilmesine, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HMK'nın 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 16/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.