MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; miras taksim sözleşmesiyle davalı ...’e bırakılan dava konusu taşınmazlardan 9 nolu parseldeki 3/16 hissesini davalı ...'ün vekili ... ile murisleri ... arasında noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesiyle satışının vadedildiğini, murislerinin edimlerini yerine getirdiğini, davalının sözleşmeye rağmen 9 nolu parseldeki payını kötüniyetle dava dışı...'ya devrettiğini, 3/16 hissesinin dava tarihi itibari ile bedelinin en az 200.000 TL olduğunu, devredilen parselin kira parasından mahrum kaldıklarını ileri sürerek; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine aykırılık nedeniyle zararlarına karşılık şimdilik 215.000 TL'nin kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı; miras taksim sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını savunarak; davanın esastan veya usulden reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacıların toplam hissesine tekabül eden 13.215,81 TL tazminat ve 10.425 TL ecrimisilin davacıların dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki 3/64'er hisseleri oranında davalıdan tahsiline dair verilen karar; tarafların temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 14/01/2019 tarihli ve 2018/6544 Esas 2019/39 Karar sayılı kararla; hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğundan bahisle bozulmuştur.
Yargılamanın bu aşamasında davalı vefat etmiş, davalının mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 13.215,81 TL ecrimisil bedeli ve 65.536,85 TL tazminat bedeli olmak üzere toplam 78.752,66 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile dahili davalılardan alınarak muris ...'dan isabet eden miras hisseleri doğrultusunda davacılara ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, dahili davalıların vekalet ücreti dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Dava, tarafların murisleri arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın devrinin yapılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir.
Taraflar arasında geçerli bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunmakta olup, ifa imkansızlığı nedeniyle taşınmazı devir ve temlik yükümünü yerine getiremeyen vaad borçlusu olan tarafın, ifa edemediği bu edim yerine, karşı tarafa yani vaad alacaklısına tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu olacaktır. Davacılar, bu durumda şahsi hakkının ifasının kusurlu olarak imkansız hale getirildiği tarihteki taşınmazın rayiç değerini davalılardan isteyebilir.
Somut olayda, mahkemece sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilip ifanın imkansız olduğu tarihin taşınmazın dava dışı...'ya satıldığı 29/05/2009 tarihi itibariyle değeri belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacıların murisi ... ve arkadaşları tarafından dava dışı üçüncü kişi olan... ve arkadaşları aleyhine 02/06/2008 tarihinde dava konusu 9 nolu parsel de dahil olmak üzere bir takım taşınmazlardaki payların kötüniyetle davalı... ve arkadaşlarına devredildiği iddia edilerek; taşınmazlardaki davalıların paylarının iptali ile adlarına tescili talebiyle açılan tapu iptal ve tescil davası sonunda verilen 10/02/2011 tarihli davanın reddine dair kararın, davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 25/10/2011 tarihli ve 2011/8335 Esas 2011/12621 Karar sayılı kararında; dava konusu 9 parsel sayılı taşınmazda 3/16 pay ... tarafından davalı...'ya satış yoluyla devredildiği, davalının taşınmazda adına tescil edilen payı yolsuz olarak edindiğine ilişkin kanıt sunulamadığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, sözleşmenin ifasının imkansız olduğu tarihin Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin karar tarihi olan 25/10/2011 tarihi olduğu tartışmasızdır.
Mahkemece sözleşmenin ifasının imkansız olduğu tarih yanlış belirlendiği gibi yanlış belirlenen tarih itibariyle davacıların zararının tespitine ilişkin rapora taraflarca itiraz edilmesine rağmen ek rapor veya itirazları karşılar yeni bir heyetten rapor alınmadan ve gerekçeli kararda itirazların nasıl aşıldığı da belirtilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece; tarafların rapora olan itirazları da dikkate alınarak, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden emsal taşınmazlar da tespit edilip ifanın imkansız olduğu tarihin 25/10/2011 tarihi olduğu da nazara alınarak bu konuda ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3)Bozma nedenine göre, tarafların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle dahili davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428 inci maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle tarafların vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.