MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ile abonelik sözleşmesi imzalamadığı halde adına sayaç çıkartıldığını, bu sayacın kimler tarafından kullanıldığını bilmediğini ancak iş yerinde kullanıldığı tespit olunan sayaçtan kaçak elektrik tüketimi yapıldığı gerekçesiyle kaçak tahakkuku yapıldığını ve borcun ödenmemesi üzerine aleyhinde Bakırköy 10. İcra Müd. 2009/26032 E., Bakırköy 11. İcra Müd. 2010/8043 E., Bakırköy 3. İcra Müd. 2012/12343 E. ve Bakırköy 10. İcra Müd. 2009/26034 E. sayılı dosyaları üzerinden takip başlatıldığını, kendisinin abone ya da fiili kullanıcı olmadığını ileri sürerek, söz konusu takiplerden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı; 25/05/2009 tarihinde 3502893 nolu tesisatın bulunduğu adreste yapılan kontrolde tutulan tutanakta ilgili sayacın eksik okunduğu bilgisinin yer aldığı ve tahakkuk çarpanının 30 olması gerekirken 1 olarak okunduğu gerekçesi ile 29 kat kayıp oluştuğu ve davacı hakkında kaçak tutanağı tutulduğu, 19/08/2009 tarihinde aynı adreste yapılan kontrolde enerjinin kesik olmasına rağmen tüketim sarf edildiğinin tespit edildiğini ve zabıtın tutulma anında fatura edilen miktarın doğru olduğunu ancak kesik kullanım sürecindeki tüketimlerin bir kez de normal birim fiyat üzerinden tahakkuk ettirildiğini ve normal birim fiyat üzerinden tahakkuk ettirilen bedelin tahsil edildiğini, bu nedenle sadece 19/08/2009 tarihli zabıt tahakkukunun tarife farkına çevrilmesinin mümkün olduğunu, kaçak enerji kullanımı nedeniyle yapılan işlemlerin doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; hesaplamaya ilişkin kök ve ek raporlarda normal fatura tahakkukları ile tutanaklara konu tahakkukların teknik anlamda mevzuata uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş olduğu tespitine yer verildiği, ancak 21/12/2017 havale tarihli grafalog bilirkişi raporunda yoklama fişindeki ve kira kontratındaki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılamadığının belirlendiği, davalı şirket tarafından tutulan tutanaklardaki kaçak elektrik kullanan iş yerinin davacı tarafından kullanıldığına dair bir delil de elde edilemediğinden aleyhine başlatılan takiplerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; her ne kadar dava konusu elektrik borcunun ait olduğu 3502893 nolu tesisat ile ilgili abonelik sözleşmesi altındaki imzanın davacıya aidiyeti tespit edilememiş ise de, 25/05/2009 ve 19/08/2009 tarihli tutanakların esasen aynı iş yerine ait olduğu, 19/08/2009 tarihinde iş yerine arka taraftan giriş yapıldığı için adresin farklı imiş gibi göründüğü, celp edilen vergi kayıtlarına, kira sözleşmesine vs. göre davacının iş yerinin bu adreste "fason tekstil" atölyesi olarak faaliyet gösterdiği, sigortalı çalışanlarının olduğu, yani fiili kullanıcı olduğu, dolayısıyla fiili kullanımından kaynaklanan borç nedeniyle sorumlu olduğu, 27/04/2018 tarihli rapora göre davacının takiplere konu bedel kadar borçlu olduğu tespit edildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi tarafından davacının fiili kullanıcı olması sebebi ile reddine karar verilmiş ise de; davacı, davalının abonesi olmadığını, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olmadığı gibi söz konusu adresle herhangi bir bağının bulunmadığını yani fiili kullanıcı olmadığını iddia etmiştir. Dosya kapsamında yer alan; Bakırköy 32. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/1114 E. ve 2012/1053 K. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının savunmasında sadece ütü paket işinde .../... adresinde çalıştığını, neden adının tutanaklarda ve iddianamede geçtiğini bilmediğini, kaçak elektrik kullanmadığını beyan ettiği, 07/02/2017 tarihli isticvabında “Ben ütücülük yaparım, benim şimdiye kadar hiç kendime ait iş yerim olmadı, ben hep günlük olarak değişik firmalarda çalışmaktayım, dolayısıyla kaçak elektrik tespit tutanaklarındaki işyerleri benim adıma kayıtlı değildir, 2009 yılında da kaçak tespit tutanağındaki adres bana ait değildir, ben vergi dairesinde adıma ... ünvanlı iş yeri kaydettirmedim, her ne kadar benim adım vergi levhasında var ise de benim adımı kullanan birisi vergi levhasını almıştır” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Dosya kapsamında fiili kullanıcılık durumunun tespiti için ... Belediye Başkanlığına yazılmış ve bahse konu adreste ... tarafından işletilen ütü paket atölyesinin faaliyet gösterdiği ve davacı ... ya da abisi ... isimli kişilere ait işyerine rastlanmadığının bildirildiği, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü Polis Merkez Amirliğinin 06/01/2017 tarihli tutanağında da; tutanaklarda belirtilen Merkez Mah. 22. Sokak No:4 ... adresinde otopark ve oto yıkama olduğu ve ütü paket atölyesinin bulunmadığı, diğer adres olan Merkez Mah. ... Cad. No: 59 da ise daha önce ütü paket atölyesinin bulunduğu fakat işletmecisinin kim olduğunun bildirilmediği, ... ve ... isimli kişileri ise tanıyan olmadığının çevreden yapılan sorgulamada tespit edildiği bildirilmiştir. Dava konusu tutanaklar incelendiğinde ise, davacıya ait tutanaklarda imza bulunmadığı, 25/05/2009 tarihli tutanakta dava dışı ...’ın firma yetkilisi olarak konuyla ilgili bilgim yok gelen faturaları ödüyorum beyanında bulunduğu ve imza atmaktan imtina ettiği, 19/08/2009 tarihli tutanağın ise M. Uçarlar adına tutulduğu ve mahalde hazır bulunan abisi ...’ın borcumuzu ödeyemedik beyanında bulunduğu ve yine imzadan imtina edildiği anlaşılmıştır. Davacının nüfus kayıt örneğinden yapılan incelemede ... adında abisinin olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı ...’ın davaya konu abonelik sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığına yönelik savunması karşısında, mahkemece, sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olup olmadığına yönelik yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği ancak 11/02/2004 tarihli yoklama fişinde ise davacı ...’ın dava konusu adreste fason ütü paketleme işi yaptığın tespit edildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafından abonelik sözleşmesindeki imzanın kendi el ürünü olduğu hususu bilirkişi raporu ile tespit edilememiş ise de davacının fiili kullanıcılık durumunun mevcut olabileceği ve abone olunmasa dahi fiili kullanıcı olunması halinde de borçtan sorumlu olunacağı Dairemiz içtihatları ile de sabittir.
Hal böyle olunca bölge adliye mahkemesince; davacının fiili kullanıcı olarak sorumlu tutulabileceği Daire ve Yargıtay Hukuk Genel kurulu içtihatları ile sabit ise de, davacının yargılama boyunca fiili kullanıcılık durumuna da itiraz ettiği görülmekle bu durumunun şüpheye yer vermeyecek biçimde tespiti gerektiği bu bağlamda tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilmek sureti ile tutanak mümzilerinin dinlenmesi, dava konusu adrese ilişkin öncelikle tutanaklarda yer alan 2 ayrı adresin tutanağın tutulduğu dönemde aynı adres olup olmadığının tespiti ile yine bu tutanakların tutulduğu tarihlerde bölgede faaliyette bulunan işletmelerin tespit edilerek, davacının tanınıp tanınmadığı ve adreste faaliyete bulunup bulunmadığının tespiti için yeniden araştırma yapılarak sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 27/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.